Ayşe ile Osman sabah uyanınca her tarafı bembeyaz gördüler. Sevinçle birbirine sarıldılar.
Babaları dün gece yatarken “hava soğudu bu akşam kar yağabilir” demişti. Onlarda yatmadan önce kar yağsın diye dua etmişlerdi. Sabah ilk işleri pencereye koşmak oldu. Evlerinin bahçesi, çevredeki evlerin çatıları her yer bembeyaz olmuştu. Hemen dışarıya çıkmak için kapıya yöneldiler. Anneleri “günaydın çocuklar” diyerek salondan içeriye girdi. Çocukların kapıya doğru yöneldiklerini görünce hayretle sordu: “ne oluyor nedir bu koşuşturma?”
Ayşe “anneciğim hemen aşağı inip kartopu oynayacağız” dedi.
Annesi Ayşe’ye: “sakin ol yavrum önce bana günaydın deyin ve kahvaltınızı yapın daha sonra üzerini sıkı sıkı giyip çıkarsınız” dedi.
Hemen ellerini yüzlerini yıkayıp kahvaltı sofrasına oturdular. Hızlı bir şekilde kahvaltılarını yaptılar.
Annesi mantolarını, pantolonlarını, atkılarını, berelerini, eldivenlerini ve çizmelerini hazırlamıştı.çocuklar sevinçle giysilerini giydiler. Babaları da giyinmiş kapının önünde onları bekliyordu. Hazırlanınca bahçeye çıktılar.
Çocuklar bahçeye çıkınca dizlerine kadar karlara gömüldüler.
Bahçede üzeri karlarla kaplı ağacın altında kımıldayan bir şey gördüler. Hep birlikte o tarafa koştular. Karlara bata çıka yanına vardılar. Küçük bir serçeydi. Babası onu yavaşça eline aldı; “ bunun kanadı kırılmış. O yüzden uçamıyor. Çok yazık…Onu veterinere götürmeliyiz.”dedi.
Babası “beni takip edin” dedi.
Biraz sonra veterinere vardılar. Veteriner serçeye gerekli ilk yardımı yaptı. Daha sonra “şimdi bunu bir süre şu kafeste tutacağım. İyileşince size geri veririm” dedi. Çocuklar küçük arkadaşlarını hastaneye yatırmış gibi vedalaşıp ayrıldılar.
Bahçelerine döndüklerinde önce biraz kartopu oynadılar daha sonra da kardan adam yaptılar. Kardan adam yaptıklarını gören anneleri onlara zeytin, havuç ve eski bir atkı verdi. Kardan adama zeytinden göz, havuçtan burun yaptılar. Atkıyı da boynuna sardılar.
Bu sırada yan bahçeden miyavlayarak gelen kediyi gördüler. Babası çocuklara dönerek:
“ Zavallı serçeciği tam zamanında bulmuşuz yoksa şimdi o kedinin midesinde olacaktı” dedi.
Ayşe ile Osman babasının sözünü ettiği tehlikenin ne olduğunu anladılar. Şimdi serçeyi kurtardıkları için daha çok mutlu olmuşlardı.
Çocuk ve oyun, etle tırnak gibidir. Çocuğun terbiyesiyle meşgul olan anneler, babalar, eğitimciler; eti tırnaktan ayırmak yahut ayrı düşünmek gibi bir gaflete düşmemelidir.
·Engelleri aşma ve kapıları açma açısından, anahtarıdır.
·Kapsamı ve kuşatıcılığı açısından, hayatıdır.
Ona ulaşmak isteyenler, ya oyunu ve oyuncağı hayatın içine sokarak, yada hayatı bir oyun ve oyuncak haline getirerek kapısını çalmalı, dünyasına girmelidirler.Çocuğa yakın olmanın, ona etki edip yönlendirmenin bundan daha sağlam ve sağlıklı bir yolu yoktur.
Beslenme alışkanlıklarının küçük yaşlarda kazanıldığını hepimiz biliyoruz, peki siz çocuğunuzun beslenme alışkanlıklarına ne kadar dikkat ediyorsunuz? Onun doğru beslenebilmesi için ne kadar özen gösteriyorsunuz? Beslenme ve diyet uzmanları James Hill ve Susan J. Crockett’in hazırladığı ‘Aileler için Beslenme’ adlı kitaptan adapte ettiğimiz bu testi yaparak çocuğunuzun beslenmesine ne kadar önem verdiğinizi öğrenebilirsiniz.
Rota virüs, tüm dünyada her yıl milyonlarca çocuğu etkileyen bir virüs. Rota virüsü çocukluk çağındaki ishalin ortaya çıkmasındaki en büyük etken olarak biliniyor. Kolay bulaşan ve gelişmekte olan ülkelerde ölümlere varan ciddi vakalara yol açan rotavirüs ishallerinden artık aşı ile korunmak mümkün. Yapılan çalışmalar aşının, rotavirüs vakalarını yüzde 74 azalttığını ortaya koyuyor. Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamza Yazgan ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Amerikan Pediatri Akademisi Üyesi Dr. Hayriye Aygar konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor.
Rota virüs ince bağırsağa yerleşerek, rahatsızlıklara sebep oluyor. Çok şiddetli ishal ve kusmayla ortaya çıkan rota virüsü enfeksiyonları, vücutta sıvı kaybına sebep oluyor. İleri derece sıvı kaybı, böbrek yetmezliğine hatta ölümlere bile sebep olabiliyor. Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamza Yazgan, “Rota virüs ishalleri en çok kış aylarında görülüyor. Her yaş gurubunda görülebilmekle birlikte, daha çok 4–24 ay arası çocukları etkiliyor. Rota virüsü enfeksiyonuna özellikle iyi beslenemeyen çocuklarda rastlanıyor.” Diyerek bulaşma yollarıyla ilgili şunları söylüyor: “Rota virüs solunum yoluyla ve dışkı bulaşmış su ve yiyeceklerin tüketilmesiyle bulaşıyor. Virüs, vücudun sıvı kaybetmesi sonucu vücutta kolayca yayılıyor ve kısa sürede çocuklarda baş dönmesi, ateş ve mide bulantısıyla etkisini gösteriyor.”
En çok Aralık ayında görülüyor
Bütün dünyada bebeklerdeki ishallerin yüzde 10 – 20’si rotavirüsüne bağlı olarak gelişiyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 16.6. Dr. Hayriye Aygar, şöyle diyor: “Sıvı kaybıyla seyreden ağır ishal ve kusma nedeniyle hastaneye yatışlarda ilk sırada rotavirüs enfeksiyonları yer almaktadır. Ülkemizde genellikle kış aylarında en sık olarak Aralık ayında görülür. Neredeyse her çocuk 3 yaşına kadar enfekte olur. Yenidoğan ve 3 ayın altındaki bebekler anneden geçen antikorlar ile enfeksiyondan korunurlar. Bu sebeple ilk enfeksiyon 3 - 36 aylık bebeklerde görülür Tekrar görülme olasılığı sıktır ve ilk enfeksiyona göre daha hafif olma eğilimindedir. Süt çocukları genelde 1 ila 3 rotavirüs enfeksiyonundan sonra bağışıklık kazanır.”
Salgınlara rastlanabiliyor
İshal bir hafta kadar sürebiliyor. Bağışıklık sistemi yetersiz olan hastalarda hastalık daha uzun ve ağır seyir gösterebiliyor. Yeni doğanlar ve süt çocukları anne sütünden geçen antikorlar sayesinde hastalığı daha hafif atlatabiliyor. “Rota virüs ishalleri, çocukların toplu halde yaşadığı kreş ve okullarda salgınlar şeklinde görülebiliyor.” diyen Dr. Hamza Yazgan, tedavi konusunda şunları söylüyor: “ Tedavinin başlıca amacı sıvı kaybını önlemek ve kaybedilen sıvıyı yeniden çocuğa kazandırmaktır. Bu amaçla çocuğa bol sıvı gıdalar vermekte yarar var. Anne sütü ile beslenen çocuklarda anne sütüne devam edilmeli, normal beslenen çocuklarda az yağlı gıdalar edilmeli, mümkünse sık aralarla azar azar beslenme yapılmalıdır.”
Korunmada En Etkin Yol: Aşı
Rotavirüse karşı aşı, ülkemizde 2007 yılında kullanılmaya başladı. Bu aşıların etkinliği ve güvenirliği yaklaşık 130.000 bebekte yapılan geniş çalışmalarla değerlendirildi. Bunun sonucunda da birçok ülkede ulusal aşı programında rotavirüs aşısı yer alıyor. Yapılan çalışmalar, aşılarının rotavirüs vakalarını yüzde 74, ağır vakaları yüzde 98 ve hastane yatışlarını yüzde 96 azalttığını ortaya koyuyor. 5 yaş altı çocuklarda ölüm oranının 2 / 3 oranında azalttığı görülüyor. Dr. Hayriye Aygar, aşının uygulanması konusunda şunları söylüyor: “Aşının ilk dozuna bebek 6-12 haftalıkken başlanır. Sonraki dozlar 4-10 hafta ara ile 2 veya 3 doz halinde ağız yoluyla uygulanır. 6 aylık olmadan aşılamanın bitirilmiş olması gerekiyor.Diğer aşılarla birlikte uygulanmasında bir sakınca yoktur.”
Çocuk aşı olmadıysa da genel hijyen kuralları bulaşmayı azaltıyor. Bu önlemleri şöyle sıralamak mümkün:
• Kreşlerde salgınları önlemek için yüzeylerin sabun suyla yıkanıp yüzde 70 etanol çözeltisi ile silinmesi hastalığın bulaşmasının sınırlandırılmasına yardımcı olur.
• Hasta çocukların diğer çocuklarla teması engellenmelidir.
Dr. Aygar, son olarak anne ve babalara şu uyarıda bulunuyor: “İshalin durdurulması amaçlı ilaçlar kullanılmamalıdır. Eğer ağızdan sıvı kaybı karşılanamıyorsa, dilin ve ağzın kuruması, kalp hızının artması, hızlı solunum gibi dehidratasyon belirtileri varsa hastanede serum tedavisi gerektiğini unutmayın.”
Çocuklarda kış aylarında görülen rahatsızlıklar arasında ilk sıralarda pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklar yer alıyor. Bu bakterinin yol açtığı menenjit ve zatürre gibi hastalıklar, çocuklarda ölüme ya da kalıcı hasara neden olabiliyor. Her yıl dünyada bir milyona yakın 5 yaşından çocuk bu nedenle hayatını kaybediyor. Etiler Memorial Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökhan Mamur, “Pnömokokun neden olduğu hastalıklardan korunmada en etkili yol pnömokok aşısı olarak gösteriliyor.” Diyerek konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor
bebek.com: Pnömokok enfeksiyonları hakkında bilgi verir misiniz? Uz. Dr. Gökhan Mamur: Pnömokok enfeksiyonları, “Streptococcus Pneumonia” adlı mikrorganizma tarafından oluşturulan ciddi seyirli enfeksiyonlardır. Streptokokus pnömonia bakterisi ile infeksiyon ağır hastalık ve ölüme neden olabilir. Pnömokok bakterisi özellikle kış aylarında bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda; sinüzit, kemik, eklem, kalp zarı, karın zarı ve kan iltihapları ve beyin apselerine de yol açabilir.
bebek.com: Kimler Risk Altındadır? Uz. Dr. Gökhan Mamur: Beş yaşından küçük çocuklarda pnömokokal infeksiyonlar ağır hastalıklara neden olabilir. Bu hastalıklar arasında; menenjit, kan infeksiyonu ve orta kulak iltihabı mevcuttur. Bunlar dışında zatürre, sağırlık ve beyin hasarı da söz konusu olabilir.
İki yaşın altındaki çocuklar en yüksek risk grubunu oluştururlar. Pnömokok bakterisi insandan insana yakın temas ile bulaşır. Pnömokok infeksiyonlarının tedavisi zor olabilir çünkü son dönemlerde bakteriler antibiotiklere karşı daha dirençli olmaktadırlar. Bu nedenle infeksiyonun önlenmesi daha da önem kazanmaktadır.
bebek.com: Önlem Alınabilir mi? Uz. Dr. Gökhan Mamur: Solunum yolu ile geçen hastalıklarda eller, en önemli bulaşma araçlarından biridir ve ailelerin çocuklarına el yıkama eğitimi vermeleri çok önemlidir. Çocukların; yemek, tuvalet ve oyun öncesi-sonrası 10-15 saniyelik süre ile ellerini sabun ve suyla yıkamalarının yeterlidir.
bebek.com: Pnömokokun neden olduğu hastalıklardan korunmada en etkili yol nedir? Uz. Dr. Gökhan Mamur: Çocukların hasta olduğu bilinen insanlarla kapalı ortamlarda bir arada bulundurulmaması gerekmektedir. Ülkemizde yeni uygulamaya giren konjuge pnömokok aşısı, ilk 5 yaş içerisindeki çocuklarda, özellikle menenjite, kısmen de zatürre ve orta kulak iltihabına karşı koruyucudur.
Konjuge pnömokok aşısı menenjit ve kan infeksiyonu gibi ciddi pnömokok hastalıklarını önlemekte yardımcı olur. Aynı zamanda bazı orta kulak iltihaplarını da önleyebilir. Ancak kulak infeksiyonlarının birçok nedeni olduğundan pnömokok aşısı bazılarına karşı etkilidir.
Konjuge pnömokok aşısı süt çocukları ve oyun dönemi çocuklarında önerilmektedir. Süt çocuğu döneminde aşılananlar bu tür infeksiyonlara karşı en yüksek risk taşıdıklarında korunmuş olurlar.
bebek.com: Kimler Aşılanmalıdır? Uz. Dr. Gökhan Mamur: İki yaş altındaki çocuklar aşılanmalı. Dört dozluk konjuge pnömokok aşısı, olağan düzen içinde, 2, 4, 6, 12-15 aylıkken yapılır. Bu aylarda aşılanmamış çocuklar yine de aşılanabilirler. Gerekli doz sayısı yaşına bağlıdır dolayısıyla anne babaların bir uzman hekimle bu konuyu görüşmeleri gerekmektedir.
2-5 yaş arasındaki çocuklar: Aşılanmamış ve ağır pnömokokal hastalık ile yüksek risk taşıyacak çocuklar da aşılanmalıdır.
bebek.com: Hangi çocuklar yüksek risk taşırlar? Uz. Dr. Gökhan Mamur:
●Orak hücreli anemi olanlar
●Dalağı alınmış veya hasarlı dalağı olanlar
●HIV/AIDS olanlar
●Şeker hastalığı, kanser veya karaciğer hastalığı olup da savunma sistemi etkilenmiş hastalar
●Savunma sistemini etkileyen ilaç kullananlar; (Kortikosteroid, kemoterapi gibi)
●Uzun süren kalp veya akciğer hastalığı olanlar
bebek.com: Konjuge Pnömokok Aşısının Riskleri Nelerdir? Uz. Dr. Gökhan Mamur:
●Araştırmalarda bu aşının hafif derecede yan etkilerinin olduğu gösterilmiştir.
●Aşı bölgesinde kızarıklık, hassasiyet ve şişlik (yüzde 25)
●Ateş
●Huzursuzluk, uykuya eğilim veya iştahsızlık
Şu ana kadar ciddi bir reaksiyon bildirilmemiştir. Ancak herhangi bir ilaç gibi aşılar da ciddi sorunlara yol açabilirler; örneğin ağır derecede alerjik reaksiyon. Bu aşının ağır derecede zarar verme veya ölüm olasılığı son derece küçüktür.
bebek.com: Orta veya Ağır Derecede Reaksiyon Olursa Ne Yapılmalıdır? Uz. Dr. Gökhan Mamur: Anormal durumlara dikkat edilmelidir; örneğin ciddi alerjik reaksiyon, yüksek ateş veya anormal hareketler.
Ciddi alerjik reaksiyon herhangi bir aşı ile son derece enderdir. Eğer gelişirse genelde aşı uygulamasından sonraki ilk birkaç dakika veya saat içinde gelişecektir. Bu durumda solunum sıkıntısı, ses kısıklığı veya hırıltı, boğazda şişkinlik, yorgunluk, hızlı kalp atımı, baş dönmesi, cilt döküntüleri (kurdeşen) ve solukluk görülür.