Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Ocak 2008 tarihli yazilar Ocak 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar
 
Oca
31
    
minikzuzular | 31 Ocak 2008 16:56 | etiket:  

Yeni Doğan Bebeklerin Özellikleri;


 Sonunda aylardır beklediğiniz bebeğinize kavuştunuz, doğum yaptınız. Her şey yolunda gidiyor, doktorunuz bebeğinizin sağlıklı olduğunu söylüyor. Ama yine de endişelisiniz ve kafanızda pek çok soru işareti var. Hiç merak etmeyin, bebeğinizi büyüteceğiniz bu güzel ve uzun yolda sizlere yardımcı olacak, soru işaretlerini en aza indirmek için çalışacağız.


Bebeğinizi Emzirirken Nelere Dikkat Etmelisiniz ?
  • Emzirmeye doğumdan hemen sonra ilk 1 saat içinde başlamak gereklidir.
  • Emzirmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.
  • Emzirirken sadece meme ucu değil meme başı ve çevresindeki kahverengi halka tümüyle bebeğin ağzında olmalıdır. Meme başı çatlağını önlemek için bu şekilde emzirme çok önemlidir.
  • Bebek ilk 2 ay her ağladığında emzirilmelidir. Ne kadar sık emzirilirse anne sütünün aynı oranda artacağı unutulmamalıdır. Annelerin % 95’i ikiz bebeklere bile yetecek süt üretme kapasitesine sahiptir. Fazla gelen süt sağılarak saklanabilir. ( derin dondurucuda 3 ay kalabilir.)
  • Anne sütü oluşumunda annenin psikolojik durumu, süt vermeye istekli olması çok önemlidir.
  • Stres, yorgunluk, kaygılar anne sütünü azaltır.
  • Süt veren anneler günde en az 2 litre su ve sulu gıda ( komposta, evde yapılmış meyve suları…) tüketilmelidir.
  • Aşırı yemek yemenin ( tatlılar, helvalar ) anne sütüne hiçbir faydası yoktur. Gereksiz kalori fazlalığı yapar.
  • Süt veren annelerin 3 öğün normal dengeli beslenmesi yeterlidir. Öğün atlanmamalıdır.
  • Süt veren anneler hamileyken kullandıkları vitaminlere 3 ay daha devam etmelidir. (Supradyn ve Ferrum )
  • Sadece anne sütünün ilk 6 ay çocuk beslenmesi için yeterli olduğu unutulmamalıdır.
  • Sadece anne sütü aldığı süre içinde, bebeğe ayrıca su vermeye gerek yoktur.
  • Emzirme sonrası göğüs uçlarına anne sütü sürülmesi göğüs ucu çatlağını önler. Eğer emzirme esansında çok ağrı oluyorsa çatlak ve yara önleyici kremler kullanılmalıdır.
  • Meme ucunu çok sık silmek, çok sık karbonatlı su ile temizlemek çatlak oluşumunu arttırdığı için önerilmemektedir. Günlük duş alındığında meme başını silmeye ayrıca gerek yoktur.
  • Emzirmenin süresi de ilk 2 ay bebeğin isteğine bırakılmalıdır. 5 dakikadan kısa, 30 dakikadan uzun emzirmek isterse diğer göğse alınmalıdır.
  • ılk 6 ay anne sütü ile beslenen bebekler daha az hasta olurlar. ıshal, zatürre gibi ciddi hastalıkları da hiç geçirmezler.
  • Anne sütü ile beslenen bebeklerin ileri yaşlarda IQ ( zeka ) puanlarının daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.
  • Anne sütünün yetip yetmediğinin en iyi göstergesi bebeğin tartısıdır. ılk 1 ay 500-600 gr tartı alması yeterlidir.
  • Dışkı ve idrar çıkarma sayısı da anne sütünün yeterliliğini gösterir. 24 saatte en az 5 bez ıslatılması, dışkısını da 2-3 kez yapması yeterli anne sütü olduğunu gösterir.

Hıçkırık Normal Midir ?

İyi beslenen tüm bebeklerde hıçkırık olur. Mide dolunca diyafram siniri uyarılır ve hıçkırık ortaya çıkar, normal bir refleksdir. bebeğin doyduğunu gösterir. Hıçkırığın geçmesi için yutkunma işlemi yapması yeterlidir. 1 tatlı kaşığı anne sütü veya su içirilince hıçkırık geçer.

Bebeklerde Göğüs şişliği Neden Olur ?

Anneden geçen hormonların etkisiyle kız yada erkek tüm bebeklerde göğüs şişliği oluşabilir. Bu durum normaldir. Asla sıkılmamalıdır. Genellikle 1 ayın sonunda kaybolur.

Ağlarken Bebeklerin Çenesi Neden Titrer ?

Sinir sistemindeki olgunlaşmanın henüz tamamlanmaması nedeniyle ağlarken bebeklerin çenesi titrer. Bu durum onun üşüdüğünü göstermez. Zamanla sinir sistemi gelişir. Ve bu hareket kaybolur.

Gözlerde Çapaklanma Olması Tedavi Gerektirir Mi ?

Yeni doğan bebeklerde göz yaşı kanalları yeterli açıklıkta olmadığı için çapaklanma görülür. Steril gazlı bez ile kaynatılmış steril suyla silinmesi yeterlidir. ıçten dışa doğru silinmelidir. Eğer akıntı varsa veya çapaklanma çok sık tekrarlanıyorsa göz damlası gerekip gerekmediği için doktorunuza danışmalısınız.

İdeal Oda Sıcaklığı Ne Olmalıdır ?

Yeni doğan bebeğin yaşadığı ortamın ısısının 22-24 derece olması idealdir. 25 C’nin üzerindeki sıcaklıklar bebeği rahatsız eder, kuru ve sıcak hava burun tıkanıklığına neden olabilir.

Bebeklerin Yüzündeki Beyaz Sivilceler Neden Olur ?

Ter ve yağ bezlerinin uçlarının tıkanmasıyla bebeklerin yüzündeki sivilceler olabilir. Milia adı verilen beyaz toplu iğne başı büyüklüğünde noktacıklar her bebekte görülebilir, bu durum normaldir, kesinlikle sıkılmamalıdır. 1 ay içinde kendiliğinden kaybolur.

Banyo Ne Zaman ve Ne Sıcaklıkta Yaptırılmalıdır ?

Bebeğin göbeği düştükten 1 gün sonra rahatlıkla banyo yaptırılabilir. Banyo suyunun sıcaklığı vücut sıcaklığında ( 37 C ) olmalıdır. 1 ayı dolana kadar bebeği her gün yıkamak cildi için çok faydalıdır. Banyo sonrası bebe yağı ile masaj yapılabilir. Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır.

Vitamin Takviyesi

15 günlük olduktan sonra her bebeğe D vitamini takviyesi, doktorun önerdiği dozda başlanmalıdır.

www.lady-baby.com' dan alınmıştır.




 
Oca
27
    
minikzuzular | 27 Ocak 2008 19:39 | etiket:  

Çocuklar halka olurlar. Sayışarak bir çucuk ebe seçilir.

Ebe seçilen çocuk halkanın ortasına geçer çömelir ve başını öne eğer.

Diğer çocuklarda şu şarkıyı söyler:

   Eski minder, yüzünü göster

   Göstermessen bir poz ver.

   Güzellikmi? çirkinlikmi?

   Havuz başında heykellikmi?

   Yoksa yoksa gelinlikmi? damatlıkmı?  derler.

Ebe bir figürü soyler ve çocuklarda yaparlar.

Çocuklar figürü yaptıktan sonra hiç kıpırdamadan beklerler.

Kıpırdayan çocuk ebe olur. Oyun bu şekilde devam eder.



 
Oca
27
    
minikzuzular | 27 Ocak 2008 19:13 | etiket:  

Çocuklara yemek yeme alışkanlığı kazandırma süreci aslında emzirme döneminde başlıyor. Katı gıdalara geçiş döneminden sonra da bu süreç hızlanıyor. Beslenme konusunda bilinmesi gereken bazı noktalar var. İşte 12 basit ama önemli püf noktası!

Püf Noktaları

Çocuğunuzu sütten kestikten sonra da kendi beslenmenize dikkat etmelisiniz çünkü çocuğunuz için bir örnek olmaya devam edeceksiniz.
Başından itibaren, çocuğunuza lokmalarını çok çiğnemesi gerektiğini anlatmalısınız, ya da en azından biraz ağzında bekletmesi gerektiğini bilmeli. Çocuğuna yemeğini hızlı yemesini söyleyen ebeveynler çocukta yeme problemi oluşmasına neden olabilir. Çocukların mideleri henüz küçük olduğu için onları besleyici ve küçük öğünlerle sık sık beslemek daha mantıklıdır.
Yemek saatlerine olumlu yaklaşımlar geliştirin.
Sadece siz sağlıklı olduğunu düşündüğünüz için çocuğunuzu yemek yemeye zorlamayın. Çocukların gün içinde iştahlarını kaybetmeleri normaldir.
Çocuğunuz büyüdükçe yemek hazırlarken onun da yardımcı olmasına izin verin. Böylece ilgisi ve yaratıcılığı gelişecektir.
Çocuğunuza; “yemeğini güzelce yersen sonra tatlı yiyebilirsin” gibi rüşvet tekliflerinde bulunmayın. Ya da tam tersi “tabağındaki yemek bitmezse tatlı yiyemezsin” diyerek onu cezalandırmayın. Bu tür yaklaşımlar ileriki hayatında yemek yeme alışkanlığını olumsuz yönde etkileyebilir.
Çocuğunuz bir yemeği ilk kez tadacaksa önce küçük bir parça verin. Eğer çocuğunuz yemek istemezse sinirlenmeyin ve bir dahaki sefere daha küçük bir parça verin. Belki de bu sefer beğenir.
Ailenize ve arkadaşlarınızı, çocuğunuza abur cubur yedirmemesi konusunda kesin bir dille uyarın. Bu tür yiyeceklerle tanışması kaçınılmaz ama, atıştırmaları ne kadar sağlıklı olursa çocuğunuz için o kadar iyi olur.
Midelerini çok zorlamamak için, 12 ayın altındaki bebekler için tuz kullanmayın. Sebzelerde doğal haliyle onlar için yeterli miktarda tuz bulunur. Eğer hazır mama kullanıyorsanız içeriğindeki tuz ve sodyum oranına mutlaka dikkat edin.
Rafine tatlandırıcı, fruktoz (meyve şekeri) ve beyaz şeker kullanmaktan kaçının.
18 aydan küçük bebeklere saf bal tükettirmeyiniz. Saf bal bazen küçük miktarda gıda zehirlenmesine neden olan maddeler içerir.
Diyetlerin insan davranışını etkilediği yaygın olarak kabul edilen bir gerçektir. Çocuklarsa küçük yaşlardan itibaren dengeli bir şekilde beslenmeye alıştırılmalıdır. Örneğin fazla miktarda kırmızı et tüketen çocuklar genellikle agresif ve duygusal anlamda stresli olabilirler.

www.ninemonths.com sitesinden derlenmiştir.

Ilgaz Kocaoğlan

www.bebek.com 'dan alınmıştır.

 



 
Oca
20
    
minikzuzular | 20 Ocak 2008 13:15 | etiket:  

 

ABD’de çocuklara verilen öksürük şuruplarının çocuklara yarardan çok zarar verdiği açıklandı.

Konuya Türk doktorları da tepki gösterdi ve “Şurupların yan etkileri çok fazla, şuruplar da sigara gibi yasaklanmalı” dedi.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi, yaptığı açıklamayla aileleri reçetesiz satılan ve çocuklar için özel üretilen soğuk algınlığı ilaçlarıyla ilgili uyardı. İki yaşın altındaki çocuklar için eczanelerde reçetesiz olarak satılan soğuk algınlığı ilaçlarıyla öksürük şuruplarının yarardan çok zarar getirdiğine yer veren açıklamaya, Türk doktorlarından da destek geldi.


DOZAJI ÖNEMLİ

Uzman Doktor Kadir Tuğcu, çocuklara kesinlikle şurup vermediğini ifade ederek, "Çocukların bünyesi şurubu kaldırmıyor. Yıllardır herkese çocuk şuruplarını kullanmayın diye tavsiyede bulunuyorum" dedi. Çocuk şuruplarının, sigara gibi yasaklanması gerektiğinin altını çizen Tuğcu, piyasadaki birçok ilaç ve şurubun çocuklara yararından çok zararının olduğunu kaydetti.

Verilen ilaçların ve şurupların dozunun önemine değinen Tuğcu, "Aşırı dozda verilen ilaçların, kalp ritmini bozmasına engel olunamaz" diye konuştu. Tuğcu, doktorun tavsiye etmediği hiçbir ilacın kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'de birçok meslekTaşının çocuklara zarar verdiği gerekçesiyle öksürük şuruplarını hastalarına önermediğini bildirdi.

ŞURUP OBEZİTE NEDENİ

Diyetisyen Canan Üysal da, çocuklara verilen ilaç ve şurupların özenle seçilmesi gerektiğine dikkat çekti. ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin uyarılarının yerinde olduğunu aktaran Üysal, bu tür ilaçların yan etkilerinin olabileceğini söyledi. Üysal, "Çağımızın en önemli hastalıkları arasında yer alan obezitenin çocuklarda oluşumunun bir nedeni de doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaçlardır" ifadesini kullandı.

Aileleri uyaran Üysal, "Doktorların tavsiye etmediği hiçbir ilacı, çocuklara vermeyin. Büyüklerin etkilenmediğini ilaçlar, çocuklara zarar verebilir" açıklamasını yaptı.

ÇOCUKLARA FAYDASI YOK

Piyasada bulunan her ilacın güvenli olmadığını dile getiren Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Ercan Tutak, soğuk algınlığının sıvı tüketerek atlatılabileceğine dikkat çekti. Şurup ve ilacın son çare olduğunu belirten Tutak, öksürük şuruplarının büyükler üzerinde denenerek yapıldığını hatırlattı.

Tutak "Öksürük şurupları üzerine bugüne kadar bir çok araştırma yapıldı.Araştırmalar sonucunda ilaçların çocuklara faydalı olmadığı görüldü. Ağrı kesici ve ateş düşürücüler hariç, bunların işe yaradığına dair kanıt yok. Bu ilaçların yan etkileri çocuğun kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir" dedi. Prof. Dr. Aygün Dindar ise bu tür ilaçları çocukların kullanmasının sakıncalı olduğunun altını çizdi.

www.haberaktuel.com/Oksuruk-surubuna-ilginc-tepki-haberi-106865.html



 
Oca
15
    

EĞER BİR ÇOCUK SÜREKLİ ELEŞTİRİLMİŞSE

KINAMA VE AYIPLAMAYI ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK KİN ORTAMINDA BÜYÜMÜŞSE

KAVGA ETMEYİ ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK HOŞGÖRÜYLE YETİŞMİŞSE

SABIRLI OLMAYI ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK ÖVÜLMÜŞ VE BEĞENİLMİŞSE

TAKDİR ETMEYİ ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK KABUL VE ONAYI GÖRMÜŞSE

KENDİNİ SEVMEYİ ÖĞRENİR.

 

AKA GÜNDÜZ



 
Oca
14
    
minikzuzular | 14 Ocak 2008 15:00 | etiket:  
Çocukların çoğunda belirli dönemlerde uyku problemine rastlanır. Bu konuda annelerin ve babaların uzmanlardan sıklıkla yardım almak istedikleri ise bir gerçek! Biz de bu hafta sizler için çocuklarda görülen uyku problemlerini ve çözüm önerilerini ele aldık...

Yaşa Göre Ortalama Uyku İhtiyacı
    12 aylık bebekler için: 13.5 saat
    2 yaşındaki çocuklar için: 13 saat
    3 yaşındaki çocuklar için: 12 saat
    5 yaşındaki çocuklar için: 11 saat

Ama unutmamalısınız ki bunlar sadece ortalama değerler, her çocuk için farklılık gösterebilir.

Sıklıkla Karşılaşılan Problemlere Karşı Çözüm Önerileri:

Uyku aşamasına geçişte yaşanan zorluklar için...

-Belirli bir rutin yaratabilirsiniz, örneğin akşam yemeği, oyun, banyo ve yatma zamanı gibi...
-Eğer her zamankinden farklı bir gün geçiriyorsanız çocuğunuzun uyku aşamasına geçmesi için daha çok zaman ihtiyaç duyabilirsiniz, örneğin misafirlerinizi ağırladınız, onları uğurladıktan hemen sonra çocuğunuzun uyumasını beklememelisiniz, bir süre ona zaman tanıyın ve yavaş yavaş uykuya geçmesi için onu yönlendirin.
-Sessiz ortamlar yaratmaya çalışın, örneğin televizyonun sesiniz kısın ya da tamamen kapatın.
-Uykuya geçiş aşamasında onunla odasında küçük oyunlar oynayabilir ya da ona masaj yapabilirsiniz.

Çok erken uyanma...

-Çocuğunuzun odasında kalın perdeler ya da panjurlar kullanabilirsiniz. Böyle erken gelen sabah güneşi çocuğunuzu rahatsız etmemeiş olur ve çocuğunuz uykusuna devam edebilir.
-Çocuğunuzun odasında güvenle oynayacağı oyuncaklar bulundur, çocuğunuz uyandıktan sonra bu oyuncaklarla oynayabilir ve sizin ya da diğer aile bireylerinin uyanma saatini kendi başına oyunlar oynayarak bekleyebilir.

Gece uyanma...

-Bazı çocuklar acıktıkları için uyanıyor olabiliyorlar. Bu nedenle çocuğunuzun beslenmesi ile ilgili yeni bir düzenlemeye gitmelisiniz ve ona gece beslenmesi yerine yatmadan kısa bir süre önce bir şeyler yedirebilirsiniz.
-Eğer çocuğunuzu sürekli sallayarak, şarkı söyleyerek, masaj yaparak uyutuyorsanız, çocuğunuz gece aniden uyandığında yine bunlara ihtiyaç duyacak ve kendi kendine uyuyamayacaktır. Bu nedenle çocuğunuzu uyutmaya gittiğinizde ışığı kısın ve ona yumuşak tonda konuşun, bu onu sakinleştirecek, ekstra şeylere gerek duymasını önleyecektir.

Uykudan önce hiç yorgun görünmüyor...

-Uykudan önce çocuğunuzu yorgun gözükmüyorsa eğer onu yatağına koyun ve ona bazı kitap ve oyuncaklar vererek yatağında oyun oynamasını sağlayın.
-Gün içerisinde uyuyorsa, uyma saatlarini azaltabilir ve gece uykusuna daha çok ihtiyaç duymasını sağlayabilirsiniz.
-Gün içersinde çocuğunuza farklı fiziksel aktiviteler yaptırarak onun yorulmasını sağlayabilirsiniz.
-Yatma saatini yeniden gözden geçirebilirsiniz, belki çocuğunuz için çok erken olabilecek bir saati yatma saati olarak belirlemiş olabilirsniz.

Odadaki canavarlar...

***Çocukların hayal gücü oldukça geniştir ve size odasında canavarlar olduğunu, bu nedenle odasına gitmek istemediğini söyleyebilir. Bu kendini güvensiz hissetmesinin ya da ilgi çekmek istemesinin bir işareti olabilir. Genellikle yeni bir kardeş sahibi olan, okul yani başlayan, yeni eve taşınan çocuklarda bu durum görülebilir. Peki neler yapabilirsiniz?

-Asla bu durumla alay etmeyin ya da inkar etmeyin.
-Yatma zamanı ile ilgili belirli bir rutin oluşturun ve her gün bu rutini takip etmeye özen gösterin.
-Çocuğunuz karanlıktan hoşlanmıyorsa çocuğunuzun odası için kısık ışık veren bir lamba edinin.
-Yalnız kalmak istemiyorsa ona uykuya dalana kadar onu her 5 ya da 10 dakikada bir kontrol edeceğinize dair söz verin ve sözünüzü mutlaka tutun.
-Çocuğunuz yatağına gittikten sonra belli bir süre ona yakın olan bir yerlerde bulunmaya özen gösterin.
-Çocuğunuzun yatağına ona eşlik etmesi için yumuşak ve güvenli olan oyuncaklar koyabilirsiniz.
-Çocuğunuzun odasında çok hafif bir müzik çalabilirsiniz.
-Çocuğunuzun odasını asla ceza alanı olarak kullanmayın, çocuğunuza asla “şu anda xezalısın, odana git” gibi cümleler kurmayın, çünkü bu tip davranışlar çocuğunuzun kendi odasından korkmasına neden olabilir.
-Çocuğunuza hayal kurmasını tavsiye edebilirsiniz, örneğin “bu hafta sonu pikniğe gideceğiz, belki orada neler yapacağını hayal edebilirsin” diyebilirsiniz.
-Çocuğunuza sevginizi göstermekten kaçınmayın, böylece kendini güvende ve rahat hissedecektir.

Eğer bu önerileri uyguladığınız halde çocuğunuzun uyku problemine çözüm bulamadıysanız lütfen en kısa zamanda doktorunuza danışın. Çocuğunuz tıbbi ya da psikolojik yardıma ihtiyaç duyuyor olabilir.

İDİL SEDA AK
 

www.bebek.com' dan alınmıştır.

 



 
Oca
12
    
minikzuzular | 12 Ocak 2008 15:30 | etiket:  

Görüntü006 



 
Oca
06
    
minikzuzular | 06 Ocak 2008 14:28 | etiket:  
Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukluk çağı hastalıkları ile çinko eksikliği arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. Birçok çalışma, çinko verilmesinin çocuklarda sık görülen enfeksiyonlar ile ishalin önlenmesinde ve hatta tedavi edilmesindeki etkisini kanıtlıyor.

Kış aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarında da bir artış yaşanıyor. Nezle, grip, orta kulak iltihabı, rinit, sinüzit, bademcik iltihapları gibi üst solunum yolu hastalıkları bazen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yüksek ateşle ile de seyredebilen bu hastalıklara yakalanma riski hem çocukları, hem de anne ve babaları kış mevsimi boyunca tedirgin ediyor. Sadece solunum yolu enfeksiyonları değil ishal de çocukluk çağında en sık görülen ve çocuk sağlığını en fazla tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Amerikan Pediatri Akademisi Üyesi Dr. Hayriye Aygar, bu iki hastalıktan korunma noktasında yapılan araştırmaların ilginç bir sonucu ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam ediyor: “Birçok çalışma çocukluk hastalıkları ve çinko eksikliği arasındaki ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Çinkonun çocuklarda sık görülen enfeksiyonların ve diyarenin önlenmesinde etkin bir rolü olduğu kanıtlandı.”

Çinkonun Etkileri

Çinkonun, hücre için olmazsa olmaz bir metal olduğu biliniyor. Çinko eksikliğinde protein ve karbonhidrat metabolizması bozuluyor, büyüme geriliği, bağışıklık düşmesi, deri bozuklukları görülüyor. Gelişmekte olan ülkelerde besinsel çinko eksikliğine yaygın olarak rastlanıyor. Dr. Hayriye Aygar, çinko ve hastalıklar arasında ilişki olduğuna dair yapılan 17 çalışmanın olduğunu belirterek çalışmalarla ilgili şu bilgileri veriyor: “3 yaş üstü ve 5 yaş altı 3819 çocuğa en az 2 hafta süreyle çinko verildi. Araştırma sonucunda sağlıklı çocuklara verilen çinkonun ishalin oluşumunu ve sıklığını yüzde 14 azalttığı ve solunum yolu hastalıklarının oluşumunu yüzde 8 azalttığı tespit edildi. Dünyada her yıl 5 yaş altındaki çocuklarda 2 milyar epizod diyare ( ishal ) meydana gelmektedir. Çinko verilmesi ile her yıl 280 milyon vakanın engelleneceği tahmin edilmektedir. Her yıl 3.5 milyon çocuğun diyare veya solunum yolu hastalıklarından öldüğü göz önüne alınırsa en küçük iyileştirici etkilerin bile çocuk hastalık ve ölümlerini düşürmede önemli bir role sahip olduğu unutulmamalıdır.”

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Hakkında

Dr. Hayriye Aygar, üst solunum yolu hastalıkları hakkında kısaca şu bilgileri veriyor.

Soğuk algınlığı: 6 yaş altında daha sık görülüyor. Çocuklar yılda 5-9 defa soğuk algınlığı geçirebiliyor. Öksürük hapşırma ile havaya yayılan damlacıkların solunum yolu ile alınmasıyla veya el teması ile oluyor. Burun akıntısı, hapşırık, hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık, öksürük, gözlerde kızarıklık ile kendini gösteriyor.. Destekleyici semptomatik tedavi olarak ateş düşürücüler, tuzlu sulu burun damlaları, bol sıvı veriliyor.

Grip: Etkeni influenza virüsleridir. Öksürme hapşırma ile havaya yayılan damlacıkların solunum yolu ile alınmasıyla, insandan insana bulaşıyor. Ani başlayan yüksek ateş, üşüme titreme, baş ağrısı,halsizlik, kas ağrıları, balgamsız öksürük olur. Ateş düşürücü, burun açıcı öksürük ilaçları, bol sıvı ,dinlenme gibi destekleyici tedavi veriliyor.

Orta kulak iltihabı: ( Akut otitis media ): 0 - 2 yaş arasındaki 10 çocuktan 9’u en az 1 kez otite yakalanır. Çoğunlukla etkeni bakterilerdir. Ateş, huzursuzluk, baş ağrısı, halsizlik, kusma,öksürük, burun akıntısı, büyük çocuklarda kulak ağrısı, bebeklerde ağrıyan kulağın üstüne yatma, kafayı sallama, kulağa el ile basınç uygulandığında başını çekerek ağlama, kulak akıntısı belirtileridir. Antibiyotik tedavisi uygulanıyor.

Bademcik iltihabı ve farenjit: Sıklıkla 5-15 yaş grubunda gözleniyor. En önemli klinik bulgu boğaz ağrısıdır. Semptomlar ani olarak başlıyor. Baş ağrısı,bulantı,kusma,karın ağrısı bademciklerde şişme, kızarıklık görülüyor. Antibiyotik tedavisi uygulanıyor.

www.bebek.com 'dan alınmıştır.



 
Oca
05
    
minikzuzular | 05 Ocak 2008 13:08 | etiket:  
Okul Öncesi Dönemde Beslenme EğitimiÇocuğun kişiliği okulöncesi dönemde şekillenmekte, yetişkinlik çağındaki davranışları üzerinde etkili olacak alışkanlıkların edinilmesi özellikle bu yıllara dayanmaktadır. Aynı şekilde çocuğun bu yaşlarda kazandığı yemek yeme alışkanlığı da hayatının daha sonraki dönemlerini etkileyerek ileride ortaya çıkabilecek beslenme sorunlarını önlemede temel çözüm yolunu oluşturmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenmeme sonucu oluşan sorunların önlenmesi beslenme eğitimi ile sağlanabilmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının temeli çocukluk döneminde atıldığından bu çağlarda verilecek eğitim birey olma yolundaki çocuk için çok önemli olmaktadır.

Besinler, içerdikleri besin öğelerinin türleri, kalitesi ve miktarları yönünden farklıdır. Örneğin; taze sebze ve meyvelerde su çok, protein azdır; kuru baklagillerde ise su az, protein çok bulunmaktadır. Bu açıdan yeterli ve dengeli beslenmede besinler dört ana gruba ayrılmış, dört grubun dışındakiler beşinci grupta toplanmıştır.

Süt ve Türevleri

Bu grup besinler; kemik-diş gelişimi, sinir sistemi ve kasların düzenli çalışması için gerekli vitamin ve mineralleri içeren; süt, yoğurt, ayran, peynir, süttozu, çökelek, dondurma, sütlü tatlılar ile süt ya da yoğurtla yapılan öteki yiyecekler yer alır. Süt ve türevleri kalsiyum ve fosforun en iyi kaynağıdır. Bu gruptaki besinler tüketilerek okulöncesi çocukları kalsiyum gereksinimini karşılayabilirler. Okulöncesi çocuğun diyetinde bu gruptan günde 2-3 porsiyon bulundurulmalıdır. Süt ve türevlerinden, 5-6 yaş okul öncesi çocuklarının tüketebileceği porsiyon örnekleri olarak 1 fincan süt, 1 fincan yoğurt 1 porsiyon olarak değerlendirilebileceği gibi 1/2 fincan dondurma ve tatlı yoğurt, 1/2 fincan puding yarım porsiyon (1/2) olarak değerlendirilebilir. Sonuç olarak en azından verilecek olan 2 su bardağı süt (400-500 gr.), 1 kibrit kutusu kadar peynir ya da çökelek çocuğu günlük ihtiyacını karşılayabilir.

Et Yumurta Kuru Baklagiller

Bu gruptaki besinler gerek zeka gerekse bedenen büyümesi ve gelişmesi için oldukça önemli olan protein kaynakları;
a) Koyun, sığır, kümes hayvanları, av hayvanlarının etleri; böbrek, yürek, karaciğer gibi organlar, balık ve öteki su ürünleri,
b) Yumurta,
c) Her türlü kuru baklagiller (fasulye, nohut, mercimek, bakla, soya fasulyesi).
d) Fındık, fıstık, ceviz, susam, badem gibi yağlı tohumlardır. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun en önemli özelliği proteince zengin olmasıdır.

Okulöncesi çocuğun diyetinde bu gruptan günde ilk yaşlarda 1/2 porsiyon kadardan başlanarak (bir yumurta, bir köfte kadar et ya da bir yemek kaşığı kurubaklagil), çocuk büyüdükçe (4-6 yaş) bu oran 1 – 1 1/2 tam porsiyona arttırılabilir. Et, Yumurta, Kuru baklagillerden, 5-6 yaş okul öncesi çocuklarının tüketebileceği porsiyon örnekleri olarak 2-3 pişmiş köfte büyüklüğünde et, 3-4 parça küçük tavuk budu, 3-4 kaşık pişmiş kurubaklagil, 1 yumurta 1 porsiyon olarak değerlendirilebileceği gibi 1/2 fincan kuru fasulye ve 1/3 kase sert kabuklu kuru yemiş (fındık, fıstık, ceviz) yaklaşık olarak 28 gr. ete eş gelir, yarım porsiyon (1/2) olarak değerlendirilebilir.

Sebze ve Meyveler

Vitamin ve mineral ihtiyacımızı karşıladığımız sebze ve meyveler, vücut direncinin artmasından, sindirim sistemine kadar vücudumuzun çalışmasında önemli role sahiptir. 1-3 yaşlarındaki çocuğun 2 yemek kaşığı sebze yemeği, 2 adet küçük boy meyve ve sebze alması yeterli olabilirken. Çocuk büyüdükçe verilen miktarda arttırılır örneğin; 5-6 yaş çocuklarının günlük olarak meyve grubundan 2 porsiyon, sebze grubundan 3 porsiyon almaları yeterlidir.

Tahıl ve Türevleri

Temel enerji kaynağımız olan tahıllar ve bunlardan yapılan yiyeceklerdir. Bu gruptaki besinler genel olarak karbonhidrat ve B grubu vitamin ihtiyacını karşılar. Buğday, yulaf, arpa, mısır, pirinç ile bunlardan yapılan ekmek, şehriye, bulgur, irmik vb. tahıl grubuna girer. Tahıl ve Türevlerinden, çocuklarının tüketebileceği porsiyon örnekleri olarak 1 dilim ekmek, yarım fincan büyüklüğünde pasta ya da pişmiş tahıl, 4-6 tane kraker, 10-15 adet bisküvi, 4-6 kaşık makarna ya da pilav, yarım fincan pişmiş tahıl 1 porsiyon olarak değerlendirilebilinir.

Yağlar ve Şekerler

Sadece enerji kaynağı olan bu besinler; yağlar, zeytin, bal, pekmez, şeker, reçel, pasta, çikolata ve tahin gibi tatlılar bu grubun içersinde yer alırlar. Bu gruptaki besinlerin enerji değerleri yüksektir.

Okul öncesi çocuğunun yeterli ve dengeli beslenmesi, aşırı yemek yemesi ya da yüksek kalorili yiyecekleri çok yemesi demek değildir. Çocuk kişisel özelliklerine göre beden ihtiyacını karşılayacak şekilde beslenmelidir. Bu amaçla çocuğun ne kadar enerjiye ihtiyacı olduğu, sağlıklı gelişimi ve büyümesi için besin maddelerinin hangi yiyeceklerden, hangi oranlarda beslenmesi gerektiği çok iyi bilinmelidir.

 

 

www.sdonmez.com 'dan alınmıştır.



 
Oca
02
    
minikzuzular | 02 Ocak 2008 19:21 | etiket:  

Görüntü042   

 SAAT RESMİMİZİ YAZICINIZDAN ÇIKARTIN

SAATİ MAVİ ÇİZGİLERİNDEN KESİN

KIRMIZI ÇİZGİLERİNDEN KATLAYIN

AKREP VE YELKOVANI KESİP SAATİN ÜZERİNE YAPIŞTIRIN

(akrep ve yelkovanın hareket etmesini isterseniz siyah noktalarından delip maşa raptiyle tutturabilirsiniz)

İŞTE SAATİMİZ HAZIR MASAMIZIN ÜZERİNE KOYABİLİRİZ......