Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar
 
Şub
25
    
minikzuzular | 25 Şubat 2008 18:33 | etiket:  
Hangi anne-baba çocuğunu sevmez ki? Her anne-baba çocuğunu sever. Ancak her çocuk anne-babası tarafından sevildiğini hissetmemektedir. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Psikolog Şeyda Özdalga “Bu iki farklı sonucun ortaya çıkmasına sebep olan şey iletişimdir. Sevgisini ifade eden, çocuğun sevildiğini hissedeceği faaliyetlerde bulunan, takdir ve onay gören anne-babanın çocukları sevildiğini hissetmektedirler.” diyerek sevgiyi anlatmakla ilgili önerileri sizlerle paylaşıyor.
Sevgi, bir insanın bir kişi, durum ya da nesneye ilgi ve bağlılık duygusudur. Sevginin davranışa yansıyan şekli ise, sevgi dolu gözlerle bakmak, dokunmak, öpmek, güzel sözler söylemek, zamanı paylaşmak, öncelik vermek, onu düşünmektir. Bu ilgi ve bağlılık koşullara rağmen gerçekleştiğinde gerçek sevgiden söz edebiliriz. Güzeli, iyiyi, becerikliyi, akıllıyı, yetenekliyi sevmek kolaylıkla gerçekleşir. Sevginin verilmediği, verilemediği durumlarda kişinin kendisiyle ya da çevresindeki koşullarla ilgili bir sorun vardır. Bu sorunlara sağlıklı bakış açıları geliştiren birey sevgiyi öğrenir ve öğretebilir. Peki çocuğa sevgi nasıl öğretilebilir? Çocuğun sevmeyi öğrenmesi için öncelikle isteyerek dünyaya getirilen bir çocuk olduğunu hissetmeli ve bilmelidir. Yaşamı sevgi ile algılayıp, sevgiyi alıp vermesi bu temel üzerine atılır. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü Psikolog Şeyda Özdalga bu soruya şöyle yanıt veriyor: “İlk bir yıl içinde beslenme, sevgi ve güven ihtiyacının karşılanması için anne ve babanın yaklaşımı önemlidir. Emzirmek hem bedensel hem de duygusal olarak onu besler. Sevginin bebek için hissedilmesi için onun beslenme, uyku, temizlik gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması ile birlikte annenin sakin ve sabırlı yaklaşım ile yanında olması, ses tonu, sevgi dolu bakışlarıyla sınırsız sevginin verilmesi sağlanır. Çocuğa sevgiyi öğretmenin yolu sevgi dolu, sevgiyi verebilen ebeveynlerden geçer.
Çocuklar Farklı Sever
Sevginin dili ortak olmakla beraber, Çocuklar sevgi ihtiyaçlarını davranış ve sözleriyle ifade ederler. Ebeveynlerinden ayrılmalarına tepki gösterir, her tür koşulda birlikte olmayı talep ederler aynı zamanda koşulsuz severler. Ebeveynler ise koşul koymaya başlayarak farkında olmadan sevgilerini engellemeye başlarlar. Çocuklarının davranışlarına, kişilik yapılarına, başarı durumlarına, fiziki özelliklerine ve ebeveynlerin kendi kişisel ihtiyaçlarının engellenmesine, iletişim becerilerine, eşler arasındaki ilişki koşullarına ve kendi çocukluklarında aldıkları sevgi modeline göre sevgiyi koşullandırırlar. Anne babalar öğrenmiş oldukları sevgi modelleriyle çocuklarına sevgiyi öğretirler. Eşinin sevmediği bir özelliğini çocuğunda gören, okulda kendince tanımladığı başarı özelliklerini göstermediğini düşünen, başarılı olduğu halde en mükemmelini talep eden, eleştiri ve yargılayıcı iletişim kurabilen, maddi ve manevi sorunları olan yetişkinler sevgilerini verme konusunda da sorun yaşarlar. “Anne baba arasındaki sevgi çocuğa nasıl aktarılabilir? Bir çocuk için, anne-babası çok önemlidir. Anne-babası tarafından sevildiğini hisseden çocuk kendini değerli hisseder. Kendini değerli gören çocuğun özgüveni yüksektir ve yeni şeyler denemekten çekinmez. Çocuklar anne baba arasındaki sevgi dolu ilişki modeline göre gelecekte ilişkilerini şekillendirirler. Aile içindeki ilişki, düşünce ve inanç sistemlerini etkiler. Bu nedenle olumsuz karşılıklı geri bildirimler zarar vericidir. Onun için ebeveynler diğerinin varlığı ya da yokluğunda çocuğuna, diğer kişiye yönelik olumsuz ve aşağılayıcı ifadeler hatta olumsuz hitapların olduğu şakalar kullanmamalıdır. Şeyda Özdalga, “Eşler çocuklarını kendi bireysel ya da ailesel çatışmalarını dinleyecek terapistler haline getirmemelidirler. “ diyerek şöyle devam ediyor: “Anlaşmazlık ve tartışmanın düzeyi çocuğun algısında farklı boyuttadır. Biraz yüksek ses tonunu çocuk çok fazla, travmatik algılayabilir. Sağlıklı iletişimin yolu karşındakini anlamaktan geçer, onun dediğini kabul etmekten değil. Çocuğun önünde tartışmamak, ya da uygun boyutlarda sadece fikir çatışması yapabilmek gelişmiş bir iletişim becerisi ve düşünce yapısı gerektirir. Sabah kalktığında birbirine “günaydın” diyen, bakışlarıyla, davranışlarıyla, sözleriyle birbirine sevgilerini ifade edebilen anne baba arasında çocuk kendini huzur, güven ve sevgi ortamında bulacaktır. Bu koşulların içindeki ufak çatışmalar çocuk için de tolere edici olacaktır.” “Çocuğa sevgiyi öğretmenin yolları Sevgiyi bakışları, sözcükleri, davranışları, paylaştıkları, onları düşündüklerini göstermeleri ile koşulsuz sevgilerini sunarak öğretebilirler. Şeyda Özdalga şunları söylüyor:
    ●Çocuklarla zaman geçirmenin etkisi araştırmalarda da kanıtlanmış, anne ve bebeği arasında doğumu izleyen ilk günler, haftalar, aylar arasındaki sağlıklı temasın, çocuğun ilerdeki kişilik ve davranış bozukluklarını önemli bir miktarda indirgediği bilinmektedir. Temas bebek ağlamasında azalmaya, çocuğun büyüme hızında artmaya ve annenin güveninin güçlenmesine neden olmaktadır. Annenin çalışması gerektiği durumlarda, çocuğuna bakan kişinin aynı yaklaşım ve iletişimde olmasına özen göstermelidir.

    ●Annenin vereceği özel zamanlar akşam yorgun olunan, can sıkıcı işlerin beklediği zamanlar olamaz. Yaşamı gidişine bırakmadan, çocuğu büyümeye terk etmeden, ya da tüm hayatını çocuğuna vermek de olmamalıdır. Özel aile zamanları yaratmak, yakın arkadaş veya akrabaların ziyaret edilmesi, rahat ve bilgilendirici zaman için müze, hayvanat bahçesi gezmek, tüm aile fertlerinin katıldığı, yiyeceklerin hep beraber hazırlandığı, gidilecek yerin beraber belirlendiği, yemek öncesi ve sonrası aktivitelerinin hep beraber ayarlandığı bir piknik düzenlenebilir. Yakın çevre tarihi yerler gezilebilir, parka gidilebilir, beraber spor yapılabilir. Çocuğun özel ve önemli olaylarında yanında olmak, veli toplantılarına, gösterilerine katılmak, karne günlerinde yanında olmak onun değer bulmasını ve sevildiğini hissetmesini sağlar.

    ●Çocuklar büyüdükten ve okula gitmeye başladıktan sonra altı yedi saatlik zaman diliminden sonra eve geldiklerinde erişkinin koruması altında rahatlamak, günlerini karşılıklı diyaloglarla paylaşmak, neşe ve hayal kırıklıklarını aktarmak isterler. Evde bulunmasanız da bu destek telefonla verilebilmelidir. Zaman ayrılmayan çocuklar kabul görmeme, çoğunlukla derine yerleşen kızgınlık ile değersizlik hisleri içinde olurlar.

    ●Anne-babalar, çocuklarına karşı sevgi sözcükleri kullanmakta her zaman cömert davranmazlar. Hayat karmaşası içinde, bu güzel sözcükleri unutuvermektedirler. Bazen “çocukların şımaracağı inancı, bazen bizim kendilerini sevdiğimizi zaten biliyorlar düşüncesindedirler. ”Çocuklarınızı sevin” kavramından anlaşılacak olan çocuklara onları sevdiğimizi hissettirmektir. Yoksa hangi anne-baba çocuğunu sevmez ki? Her anne-baba çocuğunu sevmektedir. Ancak her çocuk anne-babası tarafından sevildiğini hissetmemektedir. Bu iki farklı sonucun ortaya çıkmasına sebep olan şey iletişimdir. Sevgisini ifade eden, çocuğun sevildiğini hissedeceği faaliyetlerde bulunan, takdir ve onay gören anne-babanın çocukları sevildiğini hissetmektedirler. Sevgi sözcüklerini kullanmayı ihmal eden ya da çocuğuyla beraber zaman geçirmeyen, onlara vakit ayırmayan anne- babaların çocukları ise sevildiklerini hissedememektedirler.

    ●Sevgi önemli bir değerdir. Bu değere sahip olan insanlar, değerli işler yapmak için istekli olmakta ve değerli işler yapabilme cesaretine sahip olmaktadırlar. Sevgiden mahrum olan bireyler, hayatlarını sevgi arayışı içinde sürdürmektedirler. Bir anne-babanın çocuğuna vereceği en değerli şey, sevgidir. Anne-babanın çocuğuna karşı en temel görevi; sevgiyi hissettirmek ve sevmeyi öğretmektir.



 
Şub
16
    
minikzuzular | 16 Şubat 2008 14:32 | etiket:  
TİYATRO ALKIŞ
ÇOCUK TİYATROLARI ŞENLİĞİ
DEVAM EDİYOR!...
 
www.tiyatroalkis.com
 
 
 
1.
 
BİR KÜMES MÜZİKALİ
 
24 ŞUBAT - PAZAR
SAAT: 13.00

2.
 
SU DAMLASI
 
23 ŞUBAT - CUMARTESİ
SAAT: 13.00
 
 
 
Yer: Yayla Sanat Merkezi - MALTEPE
Gişe Tel: 0216 383 99 20 - 21
 
http://www.bebegimbenim.com/


 
Şub
06
    
minikzuzular | 06 Şubat 2008 13:17 | etiket:  

14 Ocak – 29 Şubat 2008 tarihleri arasında sürecek yarışmaya 4-36 ay arasında bebeği olan ve www.milupa.com.tr üyesi olan tüm anneler katılabiliyor. Yarışma kategorileri şu şekilde:

Kahvaltılar, Meyveli Karışımlar, Çorbalar, Muhallebiler, Gece Lezzetleri. Her bir kategorinin birincisi 2 kişilik 1 haftalık tatil kazanacak. Ayrıca finale kalan 15 kişiye Milupa’dan Bebek Yemekleri Seti armağan edilecek.

Yarışmaya katılanacak tariflerde şu noktalara dikkat edilmesi isteniyor:

Tuz ilave edilmemeli.
Şeker ilave edilmemeli.
Yetişkinler için hazırlanmış, katkı maddesi içeren ürünler kulanılmamalı. (Şanti, çikolata, hazır kek benzeri)
Sadece sıvı yağ kullanılabilir. (Mısır özü veya zeytinyağı)
İnek Sütü kullanılmamalı. (Kutu ve pastörize sütler dahil)

Ayrıca şu önerilere uyulması öneriliyor:

7. aydan sonra et ve yumurta sarısı kullanılabilir.
8. aydan itibaren taze balık ve bakliyatlar kullanılabilir.
1 yaş sonrası yumurta beyazı kullanılabilir.
Patlıcan, çilek gibi alerjen gıdalar kullanılmamalıdır.
1 yaş öncesi tariflerde bal ve kepek ekmeği olmamalıdır.
Kek, kurabiye gibi tarifler bebek tahılları ile yapılmalıdır.
Turunçgiller, muz ve kivi 6. aydan sonraki tariflerde olmalıdır.

www.oyalamakagidi.com




 
Oca
31
    
minikzuzular | 31 Ocak 2008 16:56 | etiket:  

Yeni Doğan Bebeklerin Özellikleri;


 Sonunda aylardır beklediğiniz bebeğinize kavuştunuz, doğum yaptınız. Her şey yolunda gidiyor, doktorunuz bebeğinizin sağlıklı olduğunu söylüyor. Ama yine de endişelisiniz ve kafanızda pek çok soru işareti var. Hiç merak etmeyin, bebeğinizi büyüteceğiniz bu güzel ve uzun yolda sizlere yardımcı olacak, soru işaretlerini en aza indirmek için çalışacağız.


Bebeğinizi Emzirirken Nelere Dikkat Etmelisiniz ?
  • Emzirmeye doğumdan hemen sonra ilk 1 saat içinde başlamak gereklidir.
  • Emzirmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.
  • Emzirirken sadece meme ucu değil meme başı ve çevresindeki kahverengi halka tümüyle bebeğin ağzında olmalıdır. Meme başı çatlağını önlemek için bu şekilde emzirme çok önemlidir.
  • Bebek ilk 2 ay her ağladığında emzirilmelidir. Ne kadar sık emzirilirse anne sütünün aynı oranda artacağı unutulmamalıdır. Annelerin % 95’i ikiz bebeklere bile yetecek süt üretme kapasitesine sahiptir. Fazla gelen süt sağılarak saklanabilir. ( derin dondurucuda 3 ay kalabilir.)
  • Anne sütü oluşumunda annenin psikolojik durumu, süt vermeye istekli olması çok önemlidir.
  • Stres, yorgunluk, kaygılar anne sütünü azaltır.
  • Süt veren anneler günde en az 2 litre su ve sulu gıda ( komposta, evde yapılmış meyve suları…) tüketilmelidir.
  • Aşırı yemek yemenin ( tatlılar, helvalar ) anne sütüne hiçbir faydası yoktur. Gereksiz kalori fazlalığı yapar.
  • Süt veren annelerin 3 öğün normal dengeli beslenmesi yeterlidir. Öğün atlanmamalıdır.
  • Süt veren anneler hamileyken kullandıkları vitaminlere 3 ay daha devam etmelidir. (Supradyn ve Ferrum )
  • Sadece anne sütünün ilk 6 ay çocuk beslenmesi için yeterli olduğu unutulmamalıdır.
  • Sadece anne sütü aldığı süre içinde, bebeğe ayrıca su vermeye gerek yoktur.
  • Emzirme sonrası göğüs uçlarına anne sütü sürülmesi göğüs ucu çatlağını önler. Eğer emzirme esansında çok ağrı oluyorsa çatlak ve yara önleyici kremler kullanılmalıdır.
  • Meme ucunu çok sık silmek, çok sık karbonatlı su ile temizlemek çatlak oluşumunu arttırdığı için önerilmemektedir. Günlük duş alındığında meme başını silmeye ayrıca gerek yoktur.
  • Emzirmenin süresi de ilk 2 ay bebeğin isteğine bırakılmalıdır. 5 dakikadan kısa, 30 dakikadan uzun emzirmek isterse diğer göğse alınmalıdır.
  • ılk 6 ay anne sütü ile beslenen bebekler daha az hasta olurlar. ıshal, zatürre gibi ciddi hastalıkları da hiç geçirmezler.
  • Anne sütü ile beslenen bebeklerin ileri yaşlarda IQ ( zeka ) puanlarının daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.
  • Anne sütünün yetip yetmediğinin en iyi göstergesi bebeğin tartısıdır. ılk 1 ay 500-600 gr tartı alması yeterlidir.
  • Dışkı ve idrar çıkarma sayısı da anne sütünün yeterliliğini gösterir. 24 saatte en az 5 bez ıslatılması, dışkısını da 2-3 kez yapması yeterli anne sütü olduğunu gösterir.

Hıçkırık Normal Midir ?

İyi beslenen tüm bebeklerde hıçkırık olur. Mide dolunca diyafram siniri uyarılır ve hıçkırık ortaya çıkar, normal bir refleksdir. bebeğin doyduğunu gösterir. Hıçkırığın geçmesi için yutkunma işlemi yapması yeterlidir. 1 tatlı kaşığı anne sütü veya su içirilince hıçkırık geçer.

Bebeklerde Göğüs şişliği Neden Olur ?

Anneden geçen hormonların etkisiyle kız yada erkek tüm bebeklerde göğüs şişliği oluşabilir. Bu durum normaldir. Asla sıkılmamalıdır. Genellikle 1 ayın sonunda kaybolur.

Ağlarken Bebeklerin Çenesi Neden Titrer ?

Sinir sistemindeki olgunlaşmanın henüz tamamlanmaması nedeniyle ağlarken bebeklerin çenesi titrer. Bu durum onun üşüdüğünü göstermez. Zamanla sinir sistemi gelişir. Ve bu hareket kaybolur.

Gözlerde Çapaklanma Olması Tedavi Gerektirir Mi ?

Yeni doğan bebeklerde göz yaşı kanalları yeterli açıklıkta olmadığı için çapaklanma görülür. Steril gazlı bez ile kaynatılmış steril suyla silinmesi yeterlidir. ıçten dışa doğru silinmelidir. Eğer akıntı varsa veya çapaklanma çok sık tekrarlanıyorsa göz damlası gerekip gerekmediği için doktorunuza danışmalısınız.

İdeal Oda Sıcaklığı Ne Olmalıdır ?

Yeni doğan bebeğin yaşadığı ortamın ısısının 22-24 derece olması idealdir. 25 C’nin üzerindeki sıcaklıklar bebeği rahatsız eder, kuru ve sıcak hava burun tıkanıklığına neden olabilir.

Bebeklerin Yüzündeki Beyaz Sivilceler Neden Olur ?

Ter ve yağ bezlerinin uçlarının tıkanmasıyla bebeklerin yüzündeki sivilceler olabilir. Milia adı verilen beyaz toplu iğne başı büyüklüğünde noktacıklar her bebekte görülebilir, bu durum normaldir, kesinlikle sıkılmamalıdır. 1 ay içinde kendiliğinden kaybolur.

Banyo Ne Zaman ve Ne Sıcaklıkta Yaptırılmalıdır ?

Bebeğin göbeği düştükten 1 gün sonra rahatlıkla banyo yaptırılabilir. Banyo suyunun sıcaklığı vücut sıcaklığında ( 37 C ) olmalıdır. 1 ayı dolana kadar bebeği her gün yıkamak cildi için çok faydalıdır. Banyo sonrası bebe yağı ile masaj yapılabilir. Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır.

Vitamin Takviyesi

15 günlük olduktan sonra her bebeğe D vitamini takviyesi, doktorun önerdiği dozda başlanmalıdır.

www.lady-baby.com' dan alınmıştır.




 
Oca
27
    
minikzuzular | 27 Ocak 2008 19:39 | etiket:  

Çocuklar halka olurlar. Sayışarak bir çucuk ebe seçilir.

Ebe seçilen çocuk halkanın ortasına geçer çömelir ve başını öne eğer.

Diğer çocuklarda şu şarkıyı söyler:

   Eski minder, yüzünü göster

   Göstermessen bir poz ver.

   Güzellikmi? çirkinlikmi?

   Havuz başında heykellikmi?

   Yoksa yoksa gelinlikmi? damatlıkmı?  derler.

Ebe bir figürü soyler ve çocuklarda yaparlar.

Çocuklar figürü yaptıktan sonra hiç kıpırdamadan beklerler.

Kıpırdayan çocuk ebe olur. Oyun bu şekilde devam eder.



 
Oca
27
    
minikzuzular | 27 Ocak 2008 19:13 | etiket:  

Çocuklara yemek yeme alışkanlığı kazandırma süreci aslında emzirme döneminde başlıyor. Katı gıdalara geçiş döneminden sonra da bu süreç hızlanıyor. Beslenme konusunda bilinmesi gereken bazı noktalar var. İşte 12 basit ama önemli püf noktası!

Püf Noktaları

Çocuğunuzu sütten kestikten sonra da kendi beslenmenize dikkat etmelisiniz çünkü çocuğunuz için bir örnek olmaya devam edeceksiniz.
Başından itibaren, çocuğunuza lokmalarını çok çiğnemesi gerektiğini anlatmalısınız, ya da en azından biraz ağzında bekletmesi gerektiğini bilmeli. Çocuğuna yemeğini hızlı yemesini söyleyen ebeveynler çocukta yeme problemi oluşmasına neden olabilir. Çocukların mideleri henüz küçük olduğu için onları besleyici ve küçük öğünlerle sık sık beslemek daha mantıklıdır.
Yemek saatlerine olumlu yaklaşımlar geliştirin.
Sadece siz sağlıklı olduğunu düşündüğünüz için çocuğunuzu yemek yemeye zorlamayın. Çocukların gün içinde iştahlarını kaybetmeleri normaldir.
Çocuğunuz büyüdükçe yemek hazırlarken onun da yardımcı olmasına izin verin. Böylece ilgisi ve yaratıcılığı gelişecektir.
Çocuğunuza; “yemeğini güzelce yersen sonra tatlı yiyebilirsin” gibi rüşvet tekliflerinde bulunmayın. Ya da tam tersi “tabağındaki yemek bitmezse tatlı yiyemezsin” diyerek onu cezalandırmayın. Bu tür yaklaşımlar ileriki hayatında yemek yeme alışkanlığını olumsuz yönde etkileyebilir.
Çocuğunuz bir yemeği ilk kez tadacaksa önce küçük bir parça verin. Eğer çocuğunuz yemek istemezse sinirlenmeyin ve bir dahaki sefere daha küçük bir parça verin. Belki de bu sefer beğenir.
Ailenize ve arkadaşlarınızı, çocuğunuza abur cubur yedirmemesi konusunda kesin bir dille uyarın. Bu tür yiyeceklerle tanışması kaçınılmaz ama, atıştırmaları ne kadar sağlıklı olursa çocuğunuz için o kadar iyi olur.
Midelerini çok zorlamamak için, 12 ayın altındaki bebekler için tuz kullanmayın. Sebzelerde doğal haliyle onlar için yeterli miktarda tuz bulunur. Eğer hazır mama kullanıyorsanız içeriğindeki tuz ve sodyum oranına mutlaka dikkat edin.
Rafine tatlandırıcı, fruktoz (meyve şekeri) ve beyaz şeker kullanmaktan kaçının.
18 aydan küçük bebeklere saf bal tükettirmeyiniz. Saf bal bazen küçük miktarda gıda zehirlenmesine neden olan maddeler içerir.
Diyetlerin insan davranışını etkilediği yaygın olarak kabul edilen bir gerçektir. Çocuklarsa küçük yaşlardan itibaren dengeli bir şekilde beslenmeye alıştırılmalıdır. Örneğin fazla miktarda kırmızı et tüketen çocuklar genellikle agresif ve duygusal anlamda stresli olabilirler.

www.ninemonths.com sitesinden derlenmiştir.

Ilgaz Kocaoğlan

www.bebek.com 'dan alınmıştır.

 



 
Oca
20
    
minikzuzular | 20 Ocak 2008 13:15 | etiket:  

 

ABD’de çocuklara verilen öksürük şuruplarının çocuklara yarardan çok zarar verdiği açıklandı.

Konuya Türk doktorları da tepki gösterdi ve “Şurupların yan etkileri çok fazla, şuruplar da sigara gibi yasaklanmalı” dedi.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi, yaptığı açıklamayla aileleri reçetesiz satılan ve çocuklar için özel üretilen soğuk algınlığı ilaçlarıyla ilgili uyardı. İki yaşın altındaki çocuklar için eczanelerde reçetesiz olarak satılan soğuk algınlığı ilaçlarıyla öksürük şuruplarının yarardan çok zarar getirdiğine yer veren açıklamaya, Türk doktorlarından da destek geldi.


DOZAJI ÖNEMLİ

Uzman Doktor Kadir Tuğcu, çocuklara kesinlikle şurup vermediğini ifade ederek, "Çocukların bünyesi şurubu kaldırmıyor. Yıllardır herkese çocuk şuruplarını kullanmayın diye tavsiyede bulunuyorum" dedi. Çocuk şuruplarının, sigara gibi yasaklanması gerektiğinin altını çizen Tuğcu, piyasadaki birçok ilaç ve şurubun çocuklara yararından çok zararının olduğunu kaydetti.

Verilen ilaçların ve şurupların dozunun önemine değinen Tuğcu, "Aşırı dozda verilen ilaçların, kalp ritmini bozmasına engel olunamaz" diye konuştu. Tuğcu, doktorun tavsiye etmediği hiçbir ilacın kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'de birçok meslekTaşının çocuklara zarar verdiği gerekçesiyle öksürük şuruplarını hastalarına önermediğini bildirdi.

ŞURUP OBEZİTE NEDENİ

Diyetisyen Canan Üysal da, çocuklara verilen ilaç ve şurupların özenle seçilmesi gerektiğine dikkat çekti. ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin uyarılarının yerinde olduğunu aktaran Üysal, bu tür ilaçların yan etkilerinin olabileceğini söyledi. Üysal, "Çağımızın en önemli hastalıkları arasında yer alan obezitenin çocuklarda oluşumunun bir nedeni de doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaçlardır" ifadesini kullandı.

Aileleri uyaran Üysal, "Doktorların tavsiye etmediği hiçbir ilacı, çocuklara vermeyin. Büyüklerin etkilenmediğini ilaçlar, çocuklara zarar verebilir" açıklamasını yaptı.

ÇOCUKLARA FAYDASI YOK

Piyasada bulunan her ilacın güvenli olmadığını dile getiren Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Ercan Tutak, soğuk algınlığının sıvı tüketerek atlatılabileceğine dikkat çekti. Şurup ve ilacın son çare olduğunu belirten Tutak, öksürük şuruplarının büyükler üzerinde denenerek yapıldığını hatırlattı.

Tutak "Öksürük şurupları üzerine bugüne kadar bir çok araştırma yapıldı.Araştırmalar sonucunda ilaçların çocuklara faydalı olmadığı görüldü. Ağrı kesici ve ateş düşürücüler hariç, bunların işe yaradığına dair kanıt yok. Bu ilaçların yan etkileri çocuğun kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir" dedi. Prof. Dr. Aygün Dindar ise bu tür ilaçları çocukların kullanmasının sakıncalı olduğunun altını çizdi.

www.haberaktuel.com/Oksuruk-surubuna-ilginc-tepki-haberi-106865.html



 
Oca
15
    

EĞER BİR ÇOCUK SÜREKLİ ELEŞTİRİLMİŞSE

KINAMA VE AYIPLAMAYI ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK KİN ORTAMINDA BÜYÜMÜŞSE

KAVGA ETMEYİ ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK HOŞGÖRÜYLE YETİŞMİŞSE

SABIRLI OLMAYI ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK ÖVÜLMÜŞ VE BEĞENİLMİŞSE

TAKDİR ETMEYİ ÖĞRENİR.

EĞER BİR ÇOCUK KABUL VE ONAYI GÖRMÜŞSE

KENDİNİ SEVMEYİ ÖĞRENİR.

 

AKA GÜNDÜZ



 
Oca
14
    
minikzuzular | 14 Ocak 2008 15:00 | etiket:  
Çocukların çoğunda belirli dönemlerde uyku problemine rastlanır. Bu konuda annelerin ve babaların uzmanlardan sıklıkla yardım almak istedikleri ise bir gerçek! Biz de bu hafta sizler için çocuklarda görülen uyku problemlerini ve çözüm önerilerini ele aldık...

Yaşa Göre Ortalama Uyku İhtiyacı
    12 aylık bebekler için: 13.5 saat
    2 yaşındaki çocuklar için: 13 saat
    3 yaşındaki çocuklar için: 12 saat
    5 yaşındaki çocuklar için: 11 saat

Ama unutmamalısınız ki bunlar sadece ortalama değerler, her çocuk için farklılık gösterebilir.

Sıklıkla Karşılaşılan Problemlere Karşı Çözüm Önerileri:

Uyku aşamasına geçişte yaşanan zorluklar için...

-Belirli bir rutin yaratabilirsiniz, örneğin akşam yemeği, oyun, banyo ve yatma zamanı gibi...
-Eğer her zamankinden farklı bir gün geçiriyorsanız çocuğunuzun uyku aşamasına geçmesi için daha çok zaman ihtiyaç duyabilirsiniz, örneğin misafirlerinizi ağırladınız, onları uğurladıktan hemen sonra çocuğunuzun uyumasını beklememelisiniz, bir süre ona zaman tanıyın ve yavaş yavaş uykuya geçmesi için onu yönlendirin.
-Sessiz ortamlar yaratmaya çalışın, örneğin televizyonun sesiniz kısın ya da tamamen kapatın.
-Uykuya geçiş aşamasında onunla odasında küçük oyunlar oynayabilir ya da ona masaj yapabilirsiniz.

Çok erken uyanma...

-Çocuğunuzun odasında kalın perdeler ya da panjurlar kullanabilirsiniz. Böyle erken gelen sabah güneşi çocuğunuzu rahatsız etmemeiş olur ve çocuğunuz uykusuna devam edebilir.
-Çocuğunuzun odasında güvenle oynayacağı oyuncaklar bulundur, çocuğunuz uyandıktan sonra bu oyuncaklarla oynayabilir ve sizin ya da diğer aile bireylerinin uyanma saatini kendi başına oyunlar oynayarak bekleyebilir.

Gece uyanma...

-Bazı çocuklar acıktıkları için uyanıyor olabiliyorlar. Bu nedenle çocuğunuzun beslenmesi ile ilgili yeni bir düzenlemeye gitmelisiniz ve ona gece beslenmesi yerine yatmadan kısa bir süre önce bir şeyler yedirebilirsiniz.
-Eğer çocuğunuzu sürekli sallayarak, şarkı söyleyerek, masaj yaparak uyutuyorsanız, çocuğunuz gece aniden uyandığında yine bunlara ihtiyaç duyacak ve kendi kendine uyuyamayacaktır. Bu nedenle çocuğunuzu uyutmaya gittiğinizde ışığı kısın ve ona yumuşak tonda konuşun, bu onu sakinleştirecek, ekstra şeylere gerek duymasını önleyecektir.

Uykudan önce hiç yorgun görünmüyor...

-Uykudan önce çocuğunuzu yorgun gözükmüyorsa eğer onu yatağına koyun ve ona bazı kitap ve oyuncaklar vererek yatağında oyun oynamasını sağlayın.
-Gün içerisinde uyuyorsa, uyma saatlarini azaltabilir ve gece uykusuna daha çok ihtiyaç duymasını sağlayabilirsiniz.
-Gün içersinde çocuğunuza farklı fiziksel aktiviteler yaptırarak onun yorulmasını sağlayabilirsiniz.
-Yatma saatini yeniden gözden geçirebilirsiniz, belki çocuğunuz için çok erken olabilecek bir saati yatma saati olarak belirlemiş olabilirsniz.

Odadaki canavarlar...

***Çocukların hayal gücü oldukça geniştir ve size odasında canavarlar olduğunu, bu nedenle odasına gitmek istemediğini söyleyebilir. Bu kendini güvensiz hissetmesinin ya da ilgi çekmek istemesinin bir işareti olabilir. Genellikle yeni bir kardeş sahibi olan, okul yani başlayan, yeni eve taşınan çocuklarda bu durum görülebilir. Peki neler yapabilirsiniz?

-Asla bu durumla alay etmeyin ya da inkar etmeyin.
-Yatma zamanı ile ilgili belirli bir rutin oluşturun ve her gün bu rutini takip etmeye özen gösterin.
-Çocuğunuz karanlıktan hoşlanmıyorsa çocuğunuzun odası için kısık ışık veren bir lamba edinin.
-Yalnız kalmak istemiyorsa ona uykuya dalana kadar onu her 5 ya da 10 dakikada bir kontrol edeceğinize dair söz verin ve sözünüzü mutlaka tutun.
-Çocuğunuz yatağına gittikten sonra belli bir süre ona yakın olan bir yerlerde bulunmaya özen gösterin.
-Çocuğunuzun yatağına ona eşlik etmesi için yumuşak ve güvenli olan oyuncaklar koyabilirsiniz.
-Çocuğunuzun odasında çok hafif bir müzik çalabilirsiniz.
-Çocuğunuzun odasını asla ceza alanı olarak kullanmayın, çocuğunuza asla “şu anda xezalısın, odana git” gibi cümleler kurmayın, çünkü bu tip davranışlar çocuğunuzun kendi odasından korkmasına neden olabilir.
-Çocuğunuza hayal kurmasını tavsiye edebilirsiniz, örneğin “bu hafta sonu pikniğe gideceğiz, belki orada neler yapacağını hayal edebilirsin” diyebilirsiniz.
-Çocuğunuza sevginizi göstermekten kaçınmayın, böylece kendini güvende ve rahat hissedecektir.

Eğer bu önerileri uyguladığınız halde çocuğunuzun uyku problemine çözüm bulamadıysanız lütfen en kısa zamanda doktorunuza danışın. Çocuğunuz tıbbi ya da psikolojik yardıma ihtiyaç duyuyor olabilir.

İDİL SEDA AK
 

www.bebek.com' dan alınmıştır.

 



 
Oca
12
    
minikzuzular | 12 Ocak 2008 15:30 | etiket:  

Görüntü006