Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar
 
Oca
06
    
minikzuzular | 06 Ocak 2008 14:28 | etiket:  
Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukluk çağı hastalıkları ile çinko eksikliği arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. Birçok çalışma, çinko verilmesinin çocuklarda sık görülen enfeksiyonlar ile ishalin önlenmesinde ve hatta tedavi edilmesindeki etkisini kanıtlıyor.

Kış aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarında da bir artış yaşanıyor. Nezle, grip, orta kulak iltihabı, rinit, sinüzit, bademcik iltihapları gibi üst solunum yolu hastalıkları bazen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yüksek ateşle ile de seyredebilen bu hastalıklara yakalanma riski hem çocukları, hem de anne ve babaları kış mevsimi boyunca tedirgin ediyor. Sadece solunum yolu enfeksiyonları değil ishal de çocukluk çağında en sık görülen ve çocuk sağlığını en fazla tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Amerikan Pediatri Akademisi Üyesi Dr. Hayriye Aygar, bu iki hastalıktan korunma noktasında yapılan araştırmaların ilginç bir sonucu ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam ediyor: “Birçok çalışma çocukluk hastalıkları ve çinko eksikliği arasındaki ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Çinkonun çocuklarda sık görülen enfeksiyonların ve diyarenin önlenmesinde etkin bir rolü olduğu kanıtlandı.”

Çinkonun Etkileri

Çinkonun, hücre için olmazsa olmaz bir metal olduğu biliniyor. Çinko eksikliğinde protein ve karbonhidrat metabolizması bozuluyor, büyüme geriliği, bağışıklık düşmesi, deri bozuklukları görülüyor. Gelişmekte olan ülkelerde besinsel çinko eksikliğine yaygın olarak rastlanıyor. Dr. Hayriye Aygar, çinko ve hastalıklar arasında ilişki olduğuna dair yapılan 17 çalışmanın olduğunu belirterek çalışmalarla ilgili şu bilgileri veriyor: “3 yaş üstü ve 5 yaş altı 3819 çocuğa en az 2 hafta süreyle çinko verildi. Araştırma sonucunda sağlıklı çocuklara verilen çinkonun ishalin oluşumunu ve sıklığını yüzde 14 azalttığı ve solunum yolu hastalıklarının oluşumunu yüzde 8 azalttığı tespit edildi. Dünyada her yıl 5 yaş altındaki çocuklarda 2 milyar epizod diyare ( ishal ) meydana gelmektedir. Çinko verilmesi ile her yıl 280 milyon vakanın engelleneceği tahmin edilmektedir. Her yıl 3.5 milyon çocuğun diyare veya solunum yolu hastalıklarından öldüğü göz önüne alınırsa en küçük iyileştirici etkilerin bile çocuk hastalık ve ölümlerini düşürmede önemli bir role sahip olduğu unutulmamalıdır.”

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Hakkında

Dr. Hayriye Aygar, üst solunum yolu hastalıkları hakkında kısaca şu bilgileri veriyor.

Soğuk algınlığı: 6 yaş altında daha sık görülüyor. Çocuklar yılda 5-9 defa soğuk algınlığı geçirebiliyor. Öksürük hapşırma ile havaya yayılan damlacıkların solunum yolu ile alınmasıyla veya el teması ile oluyor. Burun akıntısı, hapşırık, hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık, öksürük, gözlerde kızarıklık ile kendini gösteriyor.. Destekleyici semptomatik tedavi olarak ateş düşürücüler, tuzlu sulu burun damlaları, bol sıvı veriliyor.

Grip: Etkeni influenza virüsleridir. Öksürme hapşırma ile havaya yayılan damlacıkların solunum yolu ile alınmasıyla, insandan insana bulaşıyor. Ani başlayan yüksek ateş, üşüme titreme, baş ağrısı,halsizlik, kas ağrıları, balgamsız öksürük olur. Ateş düşürücü, burun açıcı öksürük ilaçları, bol sıvı ,dinlenme gibi destekleyici tedavi veriliyor.

Orta kulak iltihabı: ( Akut otitis media ): 0 - 2 yaş arasındaki 10 çocuktan 9’u en az 1 kez otite yakalanır. Çoğunlukla etkeni bakterilerdir. Ateş, huzursuzluk, baş ağrısı, halsizlik, kusma,öksürük, burun akıntısı, büyük çocuklarda kulak ağrısı, bebeklerde ağrıyan kulağın üstüne yatma, kafayı sallama, kulağa el ile basınç uygulandığında başını çekerek ağlama, kulak akıntısı belirtileridir. Antibiyotik tedavisi uygulanıyor.

Bademcik iltihabı ve farenjit: Sıklıkla 5-15 yaş grubunda gözleniyor. En önemli klinik bulgu boğaz ağrısıdır. Semptomlar ani olarak başlıyor. Baş ağrısı,bulantı,kusma,karın ağrısı bademciklerde şişme, kızarıklık görülüyor. Antibiyotik tedavisi uygulanıyor.

www.bebek.com 'dan alınmıştır.



 
Oca
05
    
minikzuzular | 05 Ocak 2008 13:08 | etiket:  
Okul Öncesi Dönemde Beslenme EğitimiÇocuğun kişiliği okulöncesi dönemde şekillenmekte, yetişkinlik çağındaki davranışları üzerinde etkili olacak alışkanlıkların edinilmesi özellikle bu yıllara dayanmaktadır. Aynı şekilde çocuğun bu yaşlarda kazandığı yemek yeme alışkanlığı da hayatının daha sonraki dönemlerini etkileyerek ileride ortaya çıkabilecek beslenme sorunlarını önlemede temel çözüm yolunu oluşturmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenmeme sonucu oluşan sorunların önlenmesi beslenme eğitimi ile sağlanabilmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının temeli çocukluk döneminde atıldığından bu çağlarda verilecek eğitim birey olma yolundaki çocuk için çok önemli olmaktadır.

Besinler, içerdikleri besin öğelerinin türleri, kalitesi ve miktarları yönünden farklıdır. Örneğin; taze sebze ve meyvelerde su çok, protein azdır; kuru baklagillerde ise su az, protein çok bulunmaktadır. Bu açıdan yeterli ve dengeli beslenmede besinler dört ana gruba ayrılmış, dört grubun dışındakiler beşinci grupta toplanmıştır.

Süt ve Türevleri

Bu grup besinler; kemik-diş gelişimi, sinir sistemi ve kasların düzenli çalışması için gerekli vitamin ve mineralleri içeren; süt, yoğurt, ayran, peynir, süttozu, çökelek, dondurma, sütlü tatlılar ile süt ya da yoğurtla yapılan öteki yiyecekler yer alır. Süt ve türevleri kalsiyum ve fosforun en iyi kaynağıdır. Bu gruptaki besinler tüketilerek okulöncesi çocukları kalsiyum gereksinimini karşılayabilirler. Okulöncesi çocuğun diyetinde bu gruptan günde 2-3 porsiyon bulundurulmalıdır. Süt ve türevlerinden, 5-6 yaş okul öncesi çocuklarının tüketebileceği porsiyon örnekleri olarak 1 fincan süt, 1 fincan yoğurt 1 porsiyon olarak değerlendirilebileceği gibi 1/2 fincan dondurma ve tatlı yoğurt, 1/2 fincan puding yarım porsiyon (1/2) olarak değerlendirilebilir. Sonuç olarak en azından verilecek olan 2 su bardağı süt (400-500 gr.), 1 kibrit kutusu kadar peynir ya da çökelek çocuğu günlük ihtiyacını karşılayabilir.

Et Yumurta Kuru Baklagiller

Bu gruptaki besinler gerek zeka gerekse bedenen büyümesi ve gelişmesi için oldukça önemli olan protein kaynakları;
a) Koyun, sığır, kümes hayvanları, av hayvanlarının etleri; böbrek, yürek, karaciğer gibi organlar, balık ve öteki su ürünleri,
b) Yumurta,
c) Her türlü kuru baklagiller (fasulye, nohut, mercimek, bakla, soya fasulyesi).
d) Fındık, fıstık, ceviz, susam, badem gibi yağlı tohumlardır. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun en önemli özelliği proteince zengin olmasıdır.

Okulöncesi çocuğun diyetinde bu gruptan günde ilk yaşlarda 1/2 porsiyon kadardan başlanarak (bir yumurta, bir köfte kadar et ya da bir yemek kaşığı kurubaklagil), çocuk büyüdükçe (4-6 yaş) bu oran 1 – 1 1/2 tam porsiyona arttırılabilir. Et, Yumurta, Kuru baklagillerden, 5-6 yaş okul öncesi çocuklarının tüketebileceği porsiyon örnekleri olarak 2-3 pişmiş köfte büyüklüğünde et, 3-4 parça küçük tavuk budu, 3-4 kaşık pişmiş kurubaklagil, 1 yumurta 1 porsiyon olarak değerlendirilebileceği gibi 1/2 fincan kuru fasulye ve 1/3 kase sert kabuklu kuru yemiş (fındık, fıstık, ceviz) yaklaşık olarak 28 gr. ete eş gelir, yarım porsiyon (1/2) olarak değerlendirilebilir.

Sebze ve Meyveler

Vitamin ve mineral ihtiyacımızı karşıladığımız sebze ve meyveler, vücut direncinin artmasından, sindirim sistemine kadar vücudumuzun çalışmasında önemli role sahiptir. 1-3 yaşlarındaki çocuğun 2 yemek kaşığı sebze yemeği, 2 adet küçük boy meyve ve sebze alması yeterli olabilirken. Çocuk büyüdükçe verilen miktarda arttırılır örneğin; 5-6 yaş çocuklarının günlük olarak meyve grubundan 2 porsiyon, sebze grubundan 3 porsiyon almaları yeterlidir.

Tahıl ve Türevleri

Temel enerji kaynağımız olan tahıllar ve bunlardan yapılan yiyeceklerdir. Bu gruptaki besinler genel olarak karbonhidrat ve B grubu vitamin ihtiyacını karşılar. Buğday, yulaf, arpa, mısır, pirinç ile bunlardan yapılan ekmek, şehriye, bulgur, irmik vb. tahıl grubuna girer. Tahıl ve Türevlerinden, çocuklarının tüketebileceği porsiyon örnekleri olarak 1 dilim ekmek, yarım fincan büyüklüğünde pasta ya da pişmiş tahıl, 4-6 tane kraker, 10-15 adet bisküvi, 4-6 kaşık makarna ya da pilav, yarım fincan pişmiş tahıl 1 porsiyon olarak değerlendirilebilinir.

Yağlar ve Şekerler

Sadece enerji kaynağı olan bu besinler; yağlar, zeytin, bal, pekmez, şeker, reçel, pasta, çikolata ve tahin gibi tatlılar bu grubun içersinde yer alırlar. Bu gruptaki besinlerin enerji değerleri yüksektir.

Okul öncesi çocuğunun yeterli ve dengeli beslenmesi, aşırı yemek yemesi ya da yüksek kalorili yiyecekleri çok yemesi demek değildir. Çocuk kişisel özelliklerine göre beden ihtiyacını karşılayacak şekilde beslenmelidir. Bu amaçla çocuğun ne kadar enerjiye ihtiyacı olduğu, sağlıklı gelişimi ve büyümesi için besin maddelerinin hangi yiyeceklerden, hangi oranlarda beslenmesi gerektiği çok iyi bilinmelidir.

 

 

www.sdonmez.com 'dan alınmıştır.



 
Oca
02
    
minikzuzular | 02 Ocak 2008 19:21 | etiket:  

Görüntü042   

 SAAT RESMİMİZİ YAZICINIZDAN ÇIKARTIN

SAATİ MAVİ ÇİZGİLERİNDEN KESİN

KIRMIZI ÇİZGİLERİNDEN KATLAYIN

AKREP VE YELKOVANI KESİP SAATİN ÜZERİNE YAPIŞTIRIN

(akrep ve yelkovanın hareket etmesini isterseniz siyah noktalarından delip maşa raptiyle tutturabilirsiniz)

İŞTE SAATİMİZ HAZIR MASAMIZIN ÜZERİNE KOYABİLİRİZ......



 
Arl
31
    
minikzuzular | 31 Aralık 2007 15:00 | etiket:  

GülümseyenYENİ YILINIZ

KUTLU OLSUNGülümseyen



 
Arl
31
    
minikzuzular | 31 Aralık 2007 14:06 | etiket:  

Gece yarısı

Saatler çaldı              

Elde torbası

Yeni yıl geldi

 

 

Hoş geldin dünyamıza

Yeni yıl yeni yıl

Hoş geldin aramıza

Yeni yıl yeni yıl

 

 

Herkez sevinsin

Yeni yıl geldi

Gülsün eğlensin

Yeni yıl geldi

 

 

Hoş geldin dünyamıza

Yeni yıl yeni yıl

Hoş geldin aramıza

Yeni yıl yeni yıl

 

 

NOTALARI:

re re mi fa sol

sol sol la sol fa

re re mi mi fa

fa fa sol fa mi

 

 

la la fa fa la la fa

sol sol la sol sol fa

la la fa fa la la fa

sol sol la sol sol fa

 

 

re mi fa sol

sol sol la sol fa

re re mi mi fa

fa fa sol fa mi

 

 

la la fa fa la la fa

sol sol la sol sol fa

la la fa fa la la fa

sol sol la sol sol fa



 
Arl
29
    
minikzuzular | 29 Aralık 2007 13:12 | etiket:  
 1                Ayşe ile Osman sabah uyanınca her tarafı bembeyaz gördüler. Sevinçle birbirine sarıldılar.

Babaları dün gece yatarken “hava soğudu bu akşam kar yağabilir” demişti. Onlarda yatmadan önce kar yağsın diye dua etmişlerdi. Sabah ilk işleri pencereye koşmak oldu. Evlerinin bahçesi, çevredeki evlerin çatıları her yer bembeyaz olmuştu. Hemen dışarıya çıkmak için kapıya yöneldiler. Anneleri “günaydın çocuklar” diyerek salondan içeriye girdi. Çocukların kapıya doğru yöneldiklerini görünce hayretle sordu: “ne oluyor nedir bu koşuşturma?”

Ayşe “anneciğim hemen aşağı inip kartopu oynayacağız” dedi.

Annesi Ayşe’ye: “sakin ol yavrum önce bana günaydın deyin ve kahvaltınızı yapın daha sonra üzerini sıkı sıkı giyip çıkarsınız” dedi.

Hemen ellerini yüzlerini yıkayıp kahvaltı sofrasına oturdular. Hızlı bir şekilde kahvaltılarını yaptılar.

 2  

Annesi mantolarını, pantolonlarını, atkılarını, berelerini, eldivenlerini ve çizmelerini hazırlamıştı.çocuklar sevinçle giysilerini giydiler. Babaları da giyinmiş kapının önünde onları bekliyordu. Hazırlanınca bahçeye çıktılar.

Çocuklar bahçeye çıkınca dizlerine kadar karlara gömüldüler.

  3

Bahçede üzeri karlarla kaplı ağacın altında kımıldayan bir şey gördüler. Hep birlikte o tarafa koştular. Karlara bata çıka yanına vardılar. Küçük bir serçeydi. Babası onu yavaşça eline aldı; “ bunun kanadı kırılmış. O yüzden uçamıyor. Çok yazık…Onu veterinere götürmeliyiz.”dedi.

Babası “beni takip edin” dedi.

 

4 

 

Biraz sonra veterinere vardılar. Veteriner serçeye gerekli ilk yardımı yaptı. Daha sonra “şimdi bunu bir süre şu kafeste tutacağım. İyileşince size geri veririm” dedi. Çocuklar küçük arkadaşlarını hastaneye yatırmış gibi vedalaşıp ayrıldılar.

 5   

Bahçelerine döndüklerinde önce biraz kartopu oynadılar daha sonra da kardan adam yaptılar. Kardan adam yaptıklarını gören anneleri onlara zeytin, havuç ve eski bir atkı verdi. Kardan adama zeytinden göz, havuçtan burun yaptılar. Atkıyı da boynuna sardılar.

Bu sırada yan bahçeden miyavlayarak gelen kediyi gördüler. Babası çocuklara dönerek:

“ Zavallı serçeciği tam zamanında bulmuşuz yoksa şimdi o kedinin midesinde olacaktı” dedi.

Ayşe ile Osman babasının sözünü ettiği tehlikenin ne olduğunu anladılar. Şimdi serçeyi kurtardıkları için daha çok mutlu olmuşlardı.

 

                                                                                                                 AYŞE CANAY

  


 
Arl
28
    
minikzuzular | 28 Aralık 2007 12:50 | etiket:  

   Bir zamanlar küçük bir çocuk okula başlamış.

   Oldukça küçük bir çocukmuş.

   Okulsa büyük bir okulmuş.

   Ama küçük çocuk bahçe duvarından sınıfa yürüyerek gideceğini keşfettiğinde mutlu olmuş.

   Bundan sonra okul ona eskisi kadar büyük görünmemeye başlamış.

   Bir sabah

   Küçük çocuk okuldayken

   Öğretmeni seslenmiş: "Bugün çiçek resmi çizeceğiz"

   Küçük çocuk çok sevinmiş

   Resim yapmayı çok severmiş.

   Her türlü resim yapabilirmiş:

   Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler

   Trenler, tekneler

   Mum boyalarını çıkarmış

   Ve başlamış çizmeye

   Ama öğretmeni "Bekleyin! Daha başlamayın." diye bağırmış.

   Ve herkes hazırlanana kadar beklemişler.

   "Şimdi" demiş öğretmeni

   "Çiçek resmi yapacağız."

   Küçük çocuk sevinmiş.

   Çiçek resmi yapmayı çok severmiş.

   Güzel çiçekler yapmaya başlamış

   Pembe, portakal rengi ve mavi, rengarenk çiçekler.

   Ama öğretmeni

   "Bekleyin! Ben size nasıl yapacağınızı göstereceğim." demiş.

   Tahtaya bir çiçek resmi çizmiş

   Sapı yeşil, kendi kırmızıymış

   "İşte böyle. Tamam şimdi başlayabilirsiniz."

   Küçük çocuk öğretmenin çizdiği çiçeğe bakmış.

   Sonra da kendi çiçeğine

   Kendi çizdiği çiçeği daha fazla sevmiş

   Ama bunu söylememiş

   Kağıdın öteki yüzünü çevirmiş

   Ve öğretmeninkine benzer bir çiçek çizmiş,

   Yeşil saplı kırmızı renkli bir çiçek

   Başka bir gün küçük çocuk kapıyı kendi başına açabilmeyi başardığında

   Öğretmeni "Bugün hamur çalışacağız. " demiş.

   Küçük çocuk çok sevinmiş.

   Hamurla oynamayı çok severmiş

   Hamurdan çeşitli şeyler yapabilirmiş:

   Yılanlar, kardan adamlar,

   Filler, fareler,

   Arabalar, kamyonetler.

   Ve hamurunu yoğurmaya başlamış.

   Ama öğretmeni

   "Bekleyin! Daha başlamayın." diye bağırmış.

   Ve herkes hazırlanana kadar beklemişler.

   "Şimdi" demiş öğretmeni "Tabak yapacağız"

   Küçük çocuk çok sevinmiş, tabak yapmayı çok severmiş.

   Çeşitli boylarda ve şekillerde tabaklar yapmaya başlamış.

   Ama öğretmeni:

   "Bekleyin! Ben size nasıl yapılacağını göstereceğim. "demiş

   Ve herkese derin bir tabak nasıl yapılır göstermiş

   "İşte böyle. tamam şimdi başlayabilirsiniz." demiş öğretmeni

   Küçük çocuk bir öğretmeninin yaptığı tabağa bakmış bir de kendi yaptığına

   Kendi yaptığı tabağı daha çok beğenmiş.

   Ama bunu kimseye söylememiş

   Hamurunu tekrar top haline getirmiş

   Ve öğretmeninkine benzeyen bir tabak yapmış

   Bu derin bir tabakmış

   Çok geçmeden küçük çocuk beklemeyi öğrenmiş,

   İzlemeyi de.

   Öğretmeninkine benzer şeyler yapmayı da

   Çok geçmeden kendine özgü şeyler yaratamaz olmuş.

   Daha sonra küçük çocuk ve ailesi

   Başka bir şehirde

   Yeni bir eve taşınmışlar.

   Ve küçük çocuk başka bir okula gitmek zorunda kalmış

   Bu okul diğer okuldan daha da büyükmüş

   Ve dışarıdan içeriye açılan bir kapısı da yokmuş.

   Oldukça büyük basamaklardan çıkmak zorundaymış

   Sınıfına ulaşmak için bir de uzun bir koridordan geçmek zorundaymış

   Daha ilk gün,

   Öğretmeni " Bugün resim çizeceğiz " demiş

   Küçük çocuk çok sevinmiş.

   Öğretmeninin komut vermesini beklemiş.

   Ama öğretmen hiç bir şey söylememiş

   Sadece sınıfın içinde, öğrencilerin arasında gezinmiş.

   Küçük çocuğun yanına gelince,

   "Resim çizmek istemiyor musun? diye sormuş.

   "İstiyorum" demiş küçük çocuk "Ne çizeceğiz?"

    Öğretmeni "Buna sen karar vereceksin" demiş.

   "Nasıl çizeceğim?" diye sormuş küçük çocuk.

   "Nasıl istersen öyle" demiş öğretmeni.

   "Hangi renkle boyayacağız?" diye sormuş küçük çocuk.

   "Hangi renkle istersen onla " demiş öğretmeni.

   "Eğer herkes aynı resmi çizerse, aynı renkle boyarsa, kimin yaptığını nasıl anlayabilirim? " demiş Öğretmeni.

   "Bilmiyorum" demiş küçük çocuk.

   Ve pembe, portakal rengi ve mavi çiçekler yapmaya başlamış.

   Yeni okulunu çok sevmiş.

   Ön kapıdan sınıfa bir kapısı olmasa bile!

   HELEN E. BUCKLEY



 
Arl
26
    
minikzuzular | 26 Aralık 2007 15:16 | etiket:  

Çocuk ve oyun, etle tırnak gibidir. Çocuğun terbiyesiyle meşgul olan anneler, babalar, eğitimciler; eti tırnaktan ayırmak yahut ayrı düşünmek gibi bir gaflete düşmemelidir. 

Oyun, çocuğun;

·        İhtiyaç olma bakımından, gıdasıdır.

·        Terbiye etme açısından, seyisidir.

·        Tedavi etme açısından, ilacıdır.

·        Kendini ifade etme açısından, dilidir.

·        Tanıma-bilme-keşfetme açısından, aynasıdır.

·        Stresini-sıkıntısını atma açısından, sigortasıdır.

·        Sığınma açısından, barınağıdır.

·        Çözüm bulma açısından, formülüdür.

·        Engelleri aşma ve kapıları açma açısından, anahtarıdır.

·        Kapsamı ve kuşatıcılığı açısından, hayatıdır. 

Ona ulaşmak isteyenler, ya oyunu ve oyuncağı hayatın içine sokarak, yada hayatı bir oyun ve oyuncak haline getirerek kapısını çalmalı, dünyasına girmelidirler.Çocuğa yakın olmanın, ona etki edip yönlendirmenin bundan daha sağlam ve sağlıklı bir yolu yoktur.



 
Arl
19
    
minikzuzular | 19 Aralık 2007 13:30 | etiket:  

KURBAN BAYRAMINIZ

KUTLU OLSUN

 



 
Arl
16
    
minikzuzular | 16 Aralık 2007 13:34 | etiket:  

Beslenme alışkanlıklarının küçük yaşlarda kazanıldığını hepimiz biliyoruz, peki siz çocuğunuzun beslenme alışkanlıklarına ne kadar dikkat ediyorsunuz? Onun doğru beslenebilmesi için ne kadar özen gösteriyorsunuz? Beslenme ve diyet uzmanları James Hill ve Susan J. Crockett’in hazırladığı ‘Aileler için Beslenme’ adlı kitaptan adapte ettiğimiz bu testi yaparak çocuğunuzun beslenmesine ne kadar önem verdiğinizi öğrenebilirsiniz.

Testi yapmak için buraya tıklayın.........http://www.bebek.com/test.aspx 

www.bebek.com 'dan alınmıştır.