Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
2 tane "hikâye" etiketli yazı bulundu "hikâye" tagli diger ogeler resimler , videolar
 
Arl
29
    
minikzuzular | 29 Aralık 2007 13:12 | etiket:  
 1                Ayşe ile Osman sabah uyanınca her tarafı bembeyaz gördüler. Sevinçle birbirine sarıldılar.

Babaları dün gece yatarken “hava soğudu bu akşam kar yağabilir” demişti. Onlarda yatmadan önce kar yağsın diye dua etmişlerdi. Sabah ilk işleri pencereye koşmak oldu. Evlerinin bahçesi, çevredeki evlerin çatıları her yer bembeyaz olmuştu. Hemen dışarıya çıkmak için kapıya yöneldiler. Anneleri “günaydın çocuklar” diyerek salondan içeriye girdi. Çocukların kapıya doğru yöneldiklerini görünce hayretle sordu: “ne oluyor nedir bu koşuşturma?”

Ayşe “anneciğim hemen aşağı inip kartopu oynayacağız” dedi.

Annesi Ayşe’ye: “sakin ol yavrum önce bana günaydın deyin ve kahvaltınızı yapın daha sonra üzerini sıkı sıkı giyip çıkarsınız” dedi.

Hemen ellerini yüzlerini yıkayıp kahvaltı sofrasına oturdular. Hızlı bir şekilde kahvaltılarını yaptılar.

 2  

Annesi mantolarını, pantolonlarını, atkılarını, berelerini, eldivenlerini ve çizmelerini hazırlamıştı.çocuklar sevinçle giysilerini giydiler. Babaları da giyinmiş kapının önünde onları bekliyordu. Hazırlanınca bahçeye çıktılar.

Çocuklar bahçeye çıkınca dizlerine kadar karlara gömüldüler.

  3

Bahçede üzeri karlarla kaplı ağacın altında kımıldayan bir şey gördüler. Hep birlikte o tarafa koştular. Karlara bata çıka yanına vardılar. Küçük bir serçeydi. Babası onu yavaşça eline aldı; “ bunun kanadı kırılmış. O yüzden uçamıyor. Çok yazık…Onu veterinere götürmeliyiz.”dedi.

Babası “beni takip edin” dedi.

 

4 

 

Biraz sonra veterinere vardılar. Veteriner serçeye gerekli ilk yardımı yaptı. Daha sonra “şimdi bunu bir süre şu kafeste tutacağım. İyileşince size geri veririm” dedi. Çocuklar küçük arkadaşlarını hastaneye yatırmış gibi vedalaşıp ayrıldılar.

 5   

Bahçelerine döndüklerinde önce biraz kartopu oynadılar daha sonra da kardan adam yaptılar. Kardan adam yaptıklarını gören anneleri onlara zeytin, havuç ve eski bir atkı verdi. Kardan adama zeytinden göz, havuçtan burun yaptılar. Atkıyı da boynuna sardılar.

Bu sırada yan bahçeden miyavlayarak gelen kediyi gördüler. Babası çocuklara dönerek:

“ Zavallı serçeciği tam zamanında bulmuşuz yoksa şimdi o kedinin midesinde olacaktı” dedi.

Ayşe ile Osman babasının sözünü ettiği tehlikenin ne olduğunu anladılar. Şimdi serçeyi kurtardıkları için daha çok mutlu olmuşlardı.

 

                                                                                                                 AYŞE CANAY

  


 
Arl
28
    
minikzuzular | 28 Aralık 2007 12:50 | etiket:  

   Bir zamanlar küçük bir çocuk okula başlamış.

   Oldukça küçük bir çocukmuş.

   Okulsa büyük bir okulmuş.

   Ama küçük çocuk bahçe duvarından sınıfa yürüyerek gideceğini keşfettiğinde mutlu olmuş.

   Bundan sonra okul ona eskisi kadar büyük görünmemeye başlamış.

   Bir sabah

   Küçük çocuk okuldayken

   Öğretmeni seslenmiş: "Bugün çiçek resmi çizeceğiz"

   Küçük çocuk çok sevinmiş

   Resim yapmayı çok severmiş.

   Her türlü resim yapabilirmiş:

   Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler

   Trenler, tekneler

   Mum boyalarını çıkarmış

   Ve başlamış çizmeye

   Ama öğretmeni "Bekleyin! Daha başlamayın." diye bağırmış.

   Ve herkes hazırlanana kadar beklemişler.

   "Şimdi" demiş öğretmeni

   "Çiçek resmi yapacağız."

   Küçük çocuk sevinmiş.

   Çiçek resmi yapmayı çok severmiş.

   Güzel çiçekler yapmaya başlamış

   Pembe, portakal rengi ve mavi, rengarenk çiçekler.

   Ama öğretmeni

   "Bekleyin! Ben size nasıl yapacağınızı göstereceğim." demiş.

   Tahtaya bir çiçek resmi çizmiş

   Sapı yeşil, kendi kırmızıymış

   "İşte böyle. Tamam şimdi başlayabilirsiniz."

   Küçük çocuk öğretmenin çizdiği çiçeğe bakmış.

   Sonra da kendi çiçeğine

   Kendi çizdiği çiçeği daha fazla sevmiş

   Ama bunu söylememiş

   Kağıdın öteki yüzünü çevirmiş

   Ve öğretmeninkine benzer bir çiçek çizmiş,

   Yeşil saplı kırmızı renkli bir çiçek

   Başka bir gün küçük çocuk kapıyı kendi başına açabilmeyi başardığında

   Öğretmeni "Bugün hamur çalışacağız. " demiş.

   Küçük çocuk çok sevinmiş.

   Hamurla oynamayı çok severmiş

   Hamurdan çeşitli şeyler yapabilirmiş:

   Yılanlar, kardan adamlar,

   Filler, fareler,

   Arabalar, kamyonetler.

   Ve hamurunu yoğurmaya başlamış.

   Ama öğretmeni

   "Bekleyin! Daha başlamayın." diye bağırmış.

   Ve herkes hazırlanana kadar beklemişler.

   "Şimdi" demiş öğretmeni "Tabak yapacağız"

   Küçük çocuk çok sevinmiş, tabak yapmayı çok severmiş.

   Çeşitli boylarda ve şekillerde tabaklar yapmaya başlamış.

   Ama öğretmeni:

   "Bekleyin! Ben size nasıl yapılacağını göstereceğim. "demiş

   Ve herkese derin bir tabak nasıl yapılır göstermiş

   "İşte böyle. tamam şimdi başlayabilirsiniz." demiş öğretmeni

   Küçük çocuk bir öğretmeninin yaptığı tabağa bakmış bir de kendi yaptığına

   Kendi yaptığı tabağı daha çok beğenmiş.

   Ama bunu kimseye söylememiş

   Hamurunu tekrar top haline getirmiş

   Ve öğretmeninkine benzeyen bir tabak yapmış

   Bu derin bir tabakmış

   Çok geçmeden küçük çocuk beklemeyi öğrenmiş,

   İzlemeyi de.

   Öğretmeninkine benzer şeyler yapmayı da

   Çok geçmeden kendine özgü şeyler yaratamaz olmuş.

   Daha sonra küçük çocuk ve ailesi

   Başka bir şehirde

   Yeni bir eve taşınmışlar.

   Ve küçük çocuk başka bir okula gitmek zorunda kalmış

   Bu okul diğer okuldan daha da büyükmüş

   Ve dışarıdan içeriye açılan bir kapısı da yokmuş.

   Oldukça büyük basamaklardan çıkmak zorundaymış

   Sınıfına ulaşmak için bir de uzun bir koridordan geçmek zorundaymış

   Daha ilk gün,

   Öğretmeni " Bugün resim çizeceğiz " demiş

   Küçük çocuk çok sevinmiş.

   Öğretmeninin komut vermesini beklemiş.

   Ama öğretmen hiç bir şey söylememiş

   Sadece sınıfın içinde, öğrencilerin arasında gezinmiş.

   Küçük çocuğun yanına gelince,

   "Resim çizmek istemiyor musun? diye sormuş.

   "İstiyorum" demiş küçük çocuk "Ne çizeceğiz?"

    Öğretmeni "Buna sen karar vereceksin" demiş.

   "Nasıl çizeceğim?" diye sormuş küçük çocuk.

   "Nasıl istersen öyle" demiş öğretmeni.

   "Hangi renkle boyayacağız?" diye sormuş küçük çocuk.

   "Hangi renkle istersen onla " demiş öğretmeni.

   "Eğer herkes aynı resmi çizerse, aynı renkle boyarsa, kimin yaptığını nasıl anlayabilirim? " demiş Öğretmeni.

   "Bilmiyorum" demiş küçük çocuk.

   Ve pembe, portakal rengi ve mavi çiçekler yapmaya başlamış.

   Yeni okulunu çok sevmiş.

   Ön kapıdan sınıfa bir kapısı olmasa bile!

   HELEN E. BUCKLEY